Hz. Osman’ın “Sözün, fiilden fazla olması alçaklıktır.” sözü, günümüzün çetin şartları için bir uyarı niteliğindedir. Bugün Gazze’de yaşanan zulme karşı öfkemizi sokaklarda haykırmak, ekranlardan lanet okumak, sabah namazlarında dua etmek elbette kıymetlidir. Fakat asıl mesele, bu duyguların yalnızca sözde kalmaması, fiile ve kalıcı bir mücadeleye dönüşmesidir.
Boykot, bugün elimizden gelen en somut adım olarak öne çıkmaktadır. Fakat boykot, süreklilik isteyen bir irade göstergesi olsa da tek başına zaferin anahtarı değildir. Asıl zafer, bizleri izleyen nesilleri doğru yetiştirmekte saklıdır. Nesil inşası, sadece bugünün sorunlarına değil, geleceğin tehditlerine de karşılık verebilecek köklü bir çözümdür.
Bir toplum, geçmişin mirasını öğrenmeden geleceğini sağlam temellere oturtamaz. Mimar Sinan’ın depreme dayanıklı mimari çözümleri bunun en somut örneklerindendir. Ataların bilgi ve tecrübeleri, modern bilim ve teknolojiyle birleştiğinde daha büyük sonuçlar doğurur. Bu yüzden ecdadı karalamak, tarihi reddetmek çözüm değildir. Aksine, geçmişi bilmek ve onu çağın gereklilikleriyle harmanlamak, toplumları ileriye taşır.
Japonya gibi bazı ülkeler, tarihsel birikimlerini modernizmle birleştirerek büyük atılımlar gerçekleştirmişlerdir. Biz de köklerimizdeki bilgi ve tecrübeyi doğru öğreterek aynı yolu izleyebiliriz.
Yakın zamanda İsrail, Katar’ın başkenti Doha’ya saldırı düzenlemiştir. Katar yetkilileri, bu saldırının radar sistemlerince önceden tespit edilemediğini, ancak hasar meydana geldikten sonra fark edildiğini açıklamıştır. Bu durum, teknolojide geri kalmışlığın nasıl bir güvenlik zafiyetine dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
Hz. Muhammed (sav) “Düşmanınızın silahıyla silahlanın.” buyurmuştur. Bugün bu silah, bilgi, teknoloji ve bilimdir. Doha saldırısı, teknolojiye yatırım yapmayan toplumların yalnızca ekonomik açıdan değil, güvenlik bakımından da ağır bedeller ödeyeceğini bir kez daha göstermiştir.
Günümüzde güç, yalnızca askeri donanımla değil, bilgi ve teknolojiyle tanımlanmaktadır. Bu nedenle okulların açılmasıyla birlikte öğrencilere sadece klasik dersler değil, çağın silahı olan bilim ve teknoloji aktarılmalıdır. Kodlama, yapay zekâ, siber güvenlik, mühendislik ve temel bilimler genç nesillerin en temel eğitim alanları olmalıdır.
Gazze bombardıman altındayken öğrencilerin sarf ettiği şu sözler, eğitimin ne denli kıymetli olduğunu göstermektedir:
“Okulu yıkmalarından ve eğitimden geri kalmaktan korkuyoruz.”
Bu ifade, eğitimin sadece bireysel değil, toplumsal bir kurtuluş reçetesi olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Dua etmek, tepki göstermek ve boykot uygulamak hakkımızdır; fakat bunların ötesinde, ilimle ve teknolojiyle donanmış bir nesil yetiştirmek sorumluluğumuzdur.
Boykot kararlı biçimde sürdürülmelidir; ancak asıl mücadele, geçmişin bilgeliğini reddetmeden onu modern bilimin imkânlarıyla buluşturarak yeni nesiller yetiştirmektir. Doha saldırısının gösterdiği gibi, teknolojiye sahip olmayan toplumlar daima savunmasız kalacaktır. Gelecek nesiller, hem ecdadın mirasını bilen hem de çağın gerektirdiği bilgiyle donanmış olduğunda gerçek zafer kazanılacaktır. İşte asıl mücadele ve kalıcı güç, orada başlar.