Bitlis’te belediyecilik anlayışı sadece asfalt dökmekle, kaldırım yapmakla ölçülmez. Halkın derdine kulak vermek, vatandaşa ulaşılabilir olmak da en az yapılan hizmet kadar önemlidir. Hele ki bir makamı temsil ediyorsanız, taşıdığınız unvanın ağırlığını sadece odanızda değil, iletişiminizde de göstermek zorundasınız.
Son günlerde Bitlis Belediye Başkan Yardımcısı Sayın İbrahim Aslan’a birkaç farklı konu hakkında ulaşmaya çalıştım. Bir gazeteci olarak görevimiz soru sormak, bilgi almak ve kamu adına yetkililere ulaşmaktır. Ancak ne yazık ki Sayın Aslan telefonlara cevap vermediği gibi geri dönüş yapma nezaketini de göstermedi. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Bir makamı temsil etmek, telefonlara cevap vermemek midir?
Oysa aynı belediyede görev yapan Başkan Yardımcısı Şirin Kurtulgu’ya baktığımızda bambaşka bir tablo görüyoruz. Arayan insanlara üşenmeden dönüş yapan, sorun dinleyen, vatandaşla iletişim kuran bir yönetici profili var ortada. Demek ki mesele yoğunluk değil, mesele yaklaşım meselesi.
Bugün halkın en büyük şikâyetlerinden biri “ulaşılamayan yöneticiler” değil mi zaten? Vatandaş derdini anlatacak bir muhatap arıyor. Gazeteci bilgi almak istiyor. Ama telefonlar sessiz… O makamlar halka hizmet için var, halka sırt çevirmek için değil.
Sayın İbrahim Aslan’a açıkça sormak gerekiyor: Telefonlara cevap vermemekle mi temsil ediyorsunuz o makamı? İnsanları cevapsız bırakınca mı yönetici olunuyor? Eleştiriye kapalı, iletişime uzak bir anlayışın ne belediyeye ne de şehre faydası olur.
Unutulmamalıdır ki makamlar geçicidir. Geriye kalan ise insanların hafızasında bıraktığınız izdir. Vatandaşın aradığı zaman ulaşamadığı değil, “derdimi dinledi” dediği yöneticiler her zaman daha çok saygı görür.