Sosyal medyada zaman zaman karşımıza çıkan bazı görüntüler vardır; insanın içini ısıtır, “demek ki hâlâ böyle yöneticiler var” dedirtir. İşte ben de son zamanlarda sıkça takip ettiğim ve açıkça söylemek gerekirse imrendiğim bir belediye başkanından söz etmek istiyorum: Mehmet Kemal Yazıcıoğlu.
İmrenmemek elde değil…
Çünkü bir tarafta halkın içine karışan, samimi, dokunan yöneticiler var; diğer tarafta ise vatandaşla arasına mesafe koyanlar. İnsan ister istemez soruyor: “Onlarda var da bizde neden yok?”
Elbette Recep Yazıcıoğlu gibi efsane bir ismin oğlu olması da tesadüf değil. Rahmetli valinin halkla kurduğu o güçlü bağın, bugün oğlunda da karşılık bulduğunu görmek ayrı bir anlam taşıyor.
Daha önce kaleme aldığım bir başka isim olan Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu için de benzer duygular beslemiştim. Demek ki bu ülkede hâlâ işini hakkıyla yapan, gönüllere dokunan yöneticiler var.
Uzun zamandır Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nu dikkatle izliyorum. En dikkat çeken yönü ise şu: Yapamayacağı hiçbir şey için söz vermiyor. Ama söz verdi mi de gereğini yerine getiriyor. Bu, günümüzde belki de en kıymetli meziyetlerden biri.
Geçtiğimiz günlerde izlediğim bir görüntü ise beni gerçekten duygulandırdı. Yaşlı bir teyzenin kapısını çalan Yazıcıoğlu, bir ihtiyacı olup olmadığını soruyor. Teyze, evinin banyo ve tuvaletinin tamire ihtiyacı olduğunu söylüyor. Başkanın cevabı ise sadece bir talimat değil; aynı zamanda bir duruş:
“Gereken yapılsın… Masrafı belediyeden değil, ben karşılayacağım.”
İşte fark tam da burada başlıyor.
Bugünlerde ne yazık ki “şu başkan gözaltına alındı”, “bu başkan yolsuzlukla anılıyor” gibi haberleri daha sık duyar olduk. Böyle bir dönemde, cebinden harcayıp vatandaşın derdine çare olmaya çalışan bir belediye başkanını görmek umut veriyor.
Belediye başkanlığı sadece asfalt dökmek, kaldırım yapmak değildir. Asıl mesele gönüllere dokunabilmektir. Yazıcıoğlu’nun yaptığı da tam olarak bu.
Evet, yapılanları gördükçe seviniyorum…
Ama bir o kadar da üzülüyorum. Çünkü insan kendi şehri için de aynı tabloyu görmek istiyor.
Belki de artık şunu daha yüksek sesle söylemenin zamanı gelmiştir:
Bu ülkenin, bu şehirlerin böyle yöneticilere çok ama çok ihtiyacı var.