İnsan hayatında bazı şeyler vardır ki paha biçilemez. Anne bunların başında gelir. Bir evlat için annesinin saç teli bile kıymetlidir. Yeri gelir o saçları sevgiyle okşar, hasretle koklar, başını o şefkatin gölgesine yaslar. Çünkü o saç telinde emek vardır, fedakârlık vardır, uykusuz geceler ve karşılıksız dualar vardır.
Fakat aynı saç teli, bir tabak yemeğin içine düştüğünde işin mahiyeti değişir. O çok kıymetli olan saç, bulunduğu yer nedeniyle artık rahatsızlık verir. Değerinden bir şey eksilmemiştir; hâlâ annemizin saçıdır, hâlâ bizim için değerlidir. Ancak bulunduğu yer uygun değildir. Yanlış yerde bulunan en değerli şey bile fayda yerine huzursuzluk doğurabilir.
İşte hayatın ve yönetimin en önemli derslerinden biri de burada gizlidir.
Bir insan şahsen çok iyi olabilir. Dürüst, samimi, hatta sevilen biri olabilir. Fakat her iyi insan, her makam için uygun olmayabilir. Her sevilen kişi, her görevin ehli olmayabilir. Çünkü mesele sadece iyi niyet değil; bilgi, birikim, tecrübe ve liyakattir.
Toplumların en büyük sorunlarından biri, bazı koltukların ehil olmayan kişiler tarafından işgal edilmesidir. Makamlar şahısları yüceltmek için değil, hizmet üretmek için vardır. Eğer bir görev, bilgi ve becerisi olmayan kişilere teslim edilirse, o makam toplum için fayda üretmek yerine yük haline gelir.
Atalarımız bu gerçeği yüzyıllar önce şu veciz sözle ifade etmiştir: “Her şey yerinde güzeldir.”
İnsan da ancak kendisine uygun yerde bulunduğunda faydalı olur. Yanlış yerde duran en kıymetli unsur bile işlevini kaybedebilir.

Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (Sav) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “İş ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekleyin.” Bu uyarı, sadece dini bir öğüt değil; aynı zamanda toplumsal düzenin temel prensibidir.
Bugün birçok kurumun yaşadığı sıkıntıların temelinde, makamların emanet değil pastadan pay alma gibi görülmesi yatmaktadır. Oysa makam bir süs değil, ağır bir sorumluluktur. Koltuklar oturmak için değil, yük taşımak içindir.
Vesselam...