Türkiye futbol tarihinde yeni bir sayfa açılırken, Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi yalnızca bir kulübün başarısı değil, aynı zamanda bölge futbolunun yıllardır süren emeğinin karşılığıdır. Bu başarı, altyapıya yapılan yatırımların, sahadaki mücadelenin ve taraftarın inancının bir sonucudur. Böylesi bir tablo elbette takdiri hak ediyor. Amedspor’u yürekten tebrik etmek gerekiyor.

Ancak bu sevincin nasıl yaşandığı da en az başarı kadar önemlidir.

Bitlis’te yapılan kutlamalara baktığımızda, sportif bir başarının ne yazık ki farklı anlamlara çekildiğini görüyoruz. Futbolun birleştirici ruhu yerine, kutlamalarda kullanılan siyasi işaretler ve mesajlar, bu başarıya gölge düşürüyor. Oysa spor; ayrıştıran değil, bir araya getiren bir güçtür. Tribünlerde, sokaklarda ve meydanlarda yükselen coşku; ideolojilerin değil, ortak sevincin dili olmalıdır.

Evet, bölgemizden bir takımın Süper Lig’de mücadele edecek olması hepimizi gururlandırdı. Bu başarı; Diyarbakır’dan Bitlis’e, Van’dan Hakkari’ye kadar geniş bir coğrafyada heyecan yarattı. Ancak bu gururu siyasal bir zemine çekmek, hem kulübe hem de spora haksızlıktır. Futbolun doğasında rekabet vardır, siyaset değil.

Kutlama adı altında yapılan siyasi gösteriler, toplumda gereksiz gerilimlerin de kapısını aralayabilir. Bu durum, sporun ruhuna zarar verdiği gibi, elde edilen başarının da önüne geçer. Çünkü insanlar sahadaki başarıyı konuşmak yerine, yaşanan tartışmaları konuşmaya başlar.

Unutulmamalıdır ki; bir takımın yükselişi, bir ideolojinin değil, emeğin zaferidir.

Amedspor’un Süper Lig yolculuğu, bölge gençleri için de önemli bir motivasyon kaynağıdır. Bu başarıyı doğru okumak, doğru anlatmak ve doğru şekilde kutlamak gerekir. Sporun birleştirici gücünü korumak hepimizin sorumluluğudur.

Sonuç olarak; Amedspor’u tebrik ederken, Bitlis’te ve benzeri yerlerde yapılan kutlamaların içeriğini de sorgulamak zorundayız. Çünkü gerçek destek, başarıyı sahiplenirken onu kirletmemekten geçer. Sporun dili nettir: Sahada kazanılır, tribünde kutlanır; ama siyasete alet edilmez.