Bitlis’te kış, yalnızca soğukla değil; ihmalle, sessizlikle ve “bizden değil” anlayışıyla kendini hissettirmeye devam ediyor. Dondurucu soğuklar kent genelinde etkisini sürdürürken, binaların çatılarında metrelerce uzunlukta buz sarkıtları oluşuyor. Bu sarkıtlar artık sadece bir görüntü kirliliği değil, açık bir can güvenliği tehdidi.

Geçtiğimiz günlerde Bitlis’in Tatvan ilçesinde yaşanan acı olay hafızalarımızda tazeliğini koruyor. Bir binadan kopan buz sarkıtı, genç bir kızın üzerine düştü ve hayatını kaybetmesine neden oldu. Daha ne olması gerekiyor? Kaç can daha toprağa verilirse bu mesele “ciddiye alınacak”?

Bugün Bitlis’te birçok bina sakini, aynı tehlikeyle burun buruna yaşıyor. Çatılardan sarkan buzlar her an düşebilir. Vatandaşlar belediyeye başvuruyor, yardım istiyor. Aldıkları cevap ise tanıdık:

“Belediyenin görevi değil.”

Peki soralım:

Can güvenliği kimin görevi?

Kaldırımdan geçen vatandaşın başına metrelerce buz düşmesi kader mi?

Belediyenin görevi yalnızca asfalt dökmek, kaldırım yapmak mıdır?

Belediye, bina sakinlerine “kendi imkanlarınızla yıkın” diyor. İyi de nasıl?

Vatandaş camdan sarkarak, metrelerce uzaktaki buz sarkıtını hangi ekipmanla, hangi güvenlikle indirecek? Zaten denemişler, çözüm olmamış. Her deneme ayrı bir risk, ayrı bir facia ihtimali.

İşin acı tarafı şu: O buzlar düşerse, altında bir can varsa, o zaman herkes üzülür, herkes açıklama yapar. Ama düşmeden önce önlem almak kimsenin aklına gelmez. Çünkü sorumluluk almak zor iştir; “görev alanımda değil” demek ise çok kolaydır.

Oysa belediyecilik sadece masa başında görev tanımı okumak değildir. Belediyecilik, insan hayatını öncelemek, risk varsa müdahale etmek, çözüm üretmektir. Bugün itfaiye ekipleri, zabıta, fen işleri bu konuda koordineli bir çalışma yürütemez mi? Bir uyarı bandı, bir geçici önlem, bir ekipman desteği gerçekten bu kadar mı zor?

Bitlis’te buzlar çatılardan sarkıyor,

Ama görünen o ki sorumluluklar da çatılarda asılı kalmış, düşmeye bir türlü yanaşmıyor.

Unutmayalım:

Önlem alınmayan her buz sarkıtı, potansiyel bir mezar taşıdır.

Ve bu vebal, “görevimiz değil” diyen herkesin omuzlarındadır.