Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde; ““İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.”buyurmuştur.
Hz. Ali (r.a.) : “Sağlık sadece hastaların görebildiği sağlıklı insanların başlarında taşıdıkları bir taçtır” buyurmuşlardır Öyle bir taç ki taşıyorsun haberin yok onu sadece hasta olanlar görebiliyorlar. Sağlığa karşı duyarsızlığımız ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.

Üzerimizdeki en büyük nimetlerden bir diğeri ise zamandır. O pek kıymetli vakitlerimizi değersiz şeylerle israf ediyoruz.
Zaman israfı, ömür israfıdır. Plansız günlük hayat, amaçsız ve bilinçsiz aktiviteler, TV ve internetin bilinçsiz kullanımı, son yılların zaman öldüren silahlarıdır.
Ömür bir şekilde su gibi akıyor ve geçen zaman ömür sermayesinden harcanıyor. Boş geçen zamanlar, bir gün derin bir pişmanlık olarak bizi saracak ve mutsuz edecektir. Bir gün Bağdat’ta pazarda buz satan bir adamın şöyle bağırdığı duyuluyor: “Her an sermayesi tükenmekte olan bu adama yardım edin.” Adam, adeta, tükenmekte olan ömür sermayesine dikkat çekerek insanlara öğüt veriyor.
"Bir dakikanın kıymetini uçağını kaçıran, Bir saniyenin kıymetini ölümden son anda kurtulan Bir salisenin kıymetini gümüş madalya alan bilir. İnsanın satın alamayacağı tek şey zamandır.”
Oysa ki boş zaman diye bir şey yoktur, boşa geçirilen zaman vardır.
Zaman, geri alınamayan, hiçbir yerde satılmayan ve kaybedildiğinde bir daha asla bulunamayan en önemli değerimizdir.