Bitlis’in tam kalbinde, şehrin tarihine tanıklık etmiş, nice adımın geçtiği o meşhur Tarihi Sinema Yokuşu.
Bugün, geçmişin zarafetine değil, ihmalin çirkinliğine ev sahipliği yapıyor.
O merdivenler, sadece bir yaya yolu değil.Bitlis’in belleğinde yer etmiş bir hatıradır. Ancak ne yazık ki bu hatıra, yıllardır süregelen vurdumduymazlık yüzünden adeta lime lime sökülüyor.
Bitlis’in sert kışları elbette merdivenleri zorluyor, evet, yoğun yağışlar da kaçınılmaz. Ama asıl mesele bu doğal koşullarla değil, insan eliyle gelen ihmalle başlıyor. Merdivenlerin hali içler acısı. Kırık taşlar, yıkılmış basamaklar, işlevini yitirmiş mazgallar.Hele ki yağmur sonrası adeta küçük bir dereye dönüşen yokuş, sadece yürümeyi değil, geçmeyi bile imkânsız hale getiriyor. Suya yenik düşen taşlar, yılların yorgunluğu değil, yılların ilgisizliğinin bir yansıması.
Oysa bu yokuş, sadece bir geçiş güzergâhı değil. Burası yaşanmışlıkların mekânı.
Çarşıya inen annelerin, çarşıya yetişen esnafın yolu.Burası bir hikâye, bir aidiyet noktası. Ama hikâyemiz, yerel yönetimlerin kaleminden siliniyor sanki.
Soruyorum: Neden?
Bu kadar mı zor birkaç basamağı onarmak? Mazgalları yenilemek? Ya da en azından bu güzergâhın tarihi değerine yakışır bir dokunuş yapmak?
Vatandaşlar, her gün tehlikeli ve çirkin bir yolculuğa mecbur bırakılıyor. Görüntü kirliliği bir yana, can güvenliği de tehlikeye atılıyor.
Bitlis’in yöneticilerine sesleniyorum:
Bir kenti geleceğe taşıyan, sadece yeni yapılan binalar değil; geçmişin izlerine sahip çıkma iradesidir. Sinema Yokuşu, sizin için sıradan bir merdiven olabilir. Ama halk için o, bellektir. Geçmişin bugüne kalan izidir.
Bugün Sinema Yokuşunun merdivenleri yıkılıyor. Yarın sıra nerede?
Kültürün, tarihin, ortak hafızamızın çürümesine daha ne kadar sessiz kalacağız?
Sinema Yokuşu kaderine terk edilmiş değil.
Siz terk ettiniz.
Ve biz, bir şehrin hafızasının adım adım yok oluşunu seyrediyoruz.
Buyurun Sayın yetkililer sizleride buraya davet ediyorum gelin birlikte bu rezalete şahitlik edelim.