Değerli okurlar,
Dün sabah saat 10.00’da Bitlis Valisi Sayın Ahmet Karakaya ve Bitlis Belediye Başkanı Sayın Nesrullah Tanğlay, Bitlis Öğretmenevi'nde basın mensuplarıyla bir kahvaltı programında bir araya geldi. Genel çerçevede Bitlis ve çevresinde gazetecilik yapan birçok isme davet gönderildiği biliniyor. Ancak bu “basın kahvaltısı”nın içeriği ve şekli üzerine birtakım soru işaretlerini de beraberinde getirdiğini söylemeden geçemeyeceğim.
Öncelikle belirtmek isterim ki bu davete şahsen katılmadım. Katılmamayı tercih etmemin birkaç nedeni vardı. En başta bu toplantının samimi bir gazeteci-bürokrat buluşması olduğuna inanmadım. Daha da önemlisi, Sayın Valimizin göreve başladığı ilk dönemlerde bazı basın mensuplarının görüşme talebine, “önce basın kartı sorgulamasıyla” yaklaşımıyla karşılık verdiğini hatırlıyorum. Hatta bu nedenle yapılan bazı randevu taleplerinin de geri çevrildiği biliniyor.
Bu hassasiyeti bir yere kadar anlayabiliriz. Ancak dün düzenlenen kahvaltıya, resmi anlamda basın kartı olmayan kişilerin de davet edildiği açıkça ortadayken, bu çifte standart düşündürücüdür. Madem bir kart kriteri uygulanacaksa, bu durum neden herkes için geçerli olmadı? Yok eğer bu bir samimiyet toplantısıydı, neden aylarca gazeteci randevuları geri çevrildi?
Elbette toplantıya katılan meslektaşlarıma bir saygısızlık kastım yok. Ancak bir gerçeği dile getirmek zorundayım.
Biz gazeteciler keyfi bir iş yapmıyoruz. Halkın haber alma hakkı adına bir kamu görevi üstleniyoruz. Söz konusu kahvaltıda esas amacın, tüm basın camiasıyla sağlıklı ve kapsayıcı bir iletişim kurmak olması gerekirdi. Ne yazık ki bu gerçekleşmedi.
İşin gerçeklik tarafına bakarsak, 8 Ağustos Bitlis’in düşman işgalinden kurtuluşu yaklaşıyor. Bu nedenle böyle bir program düzenlenmiş olabilir. Ancak sadece bu tür özel günlerde bir ihtiyaç hissedildiği için basın mensuplarıyla buluşulması, iletişim adına samimi bir yaklaşım değildir. Çünkü basınla temas, ihtiyaç anlarında değil, her zaman devam etmesi gereken bir süreçtir.
Bu tür toplantıların içeriğinden ziyade, kapsayıcılığı önemlidir. Gerçekten sahada emek veren, gece-gündüz demeden çalışan gazetecilerin yok sayılması, yalnızca o kişilere değil, halkın bilgi alma hakkına da zarar verir.
Sayın Valimiz ve diğer yetkililerden beklentimiz; basınla ilişkilerin sembolik kahvaltı programlarıyla değil, karşılıklı güven, saygı ve şeffaflık ilkeleriyle kurulmasıdır. Gerçek gazetecilerin basın kartı sorgulanarak geri çevrildiği, ancak "gazeteci olmayanların" masada yer bulabildiği bir düzende, ne yazık ki bu beklenti hâlâ uzakta görünüyor.