Ne oldu biliyor musunuz değerli okurlar?
Benim gibi bu işi gerçekten yapan, gazeteciliği meslek edinmiş bir meslektaşımdan daha aynı serzeniş yükseldi. Üstelik bu kez Muş’tan. Muş’ta gazetecilik yapan Emrullah Özbey, kaleme aldığı yazısında aslı astarı olmayan “sosyal medyacıları” ve bu kişilere alan açan yetkilileri açıkça uyardı.
Söylediklerinin tartışılacak hiçbir tarafı yok.
Çünkü bu, sadece bir şehir meselesi değil, mesleğin onuru meselesidir.
Bu konuyu ben de defalarca yazdım. Yetkililere, gerçek gazetecilere karşı daha duyarlı olunması gerektiğini, gazetecilikle uzaktan yakından ilgisi olmayan kişilerle araya mesafe konulmasının şart olduğunu ifade ettim. Ancak Bitlis’te görünen tablo, yazılanların ya hiç okunmadığı ya da bilinçli şekilde tersinden anlaşıldığı yönünde.
Ne yazık ki, gazetecilikle hiçbir bağı olmayan kişiler davetlere koşa koşa çağrılıyor, randevuları seve seve kabul ediliyor, adeta baş tacı ediliyor.
Peki yıllarını bu mesleğe vermiş, vergisini ödeyen, sahada çalışan gerçek gazeteciler nerede?
Emrullah Özbey’in de altını çizdiği gibi; bazıları gazetecilik kisvesini kullanarak “ihaleye nasıl girerim”, “kişisel menfaatimi nasıl sağlarım” hesabı yapıyor. Elinde ne kurumu var, ne çalışanı, ne de devlete ödediği bir kuruş vergi. Buna rağmen gerçek gazetecilerle aynı kefeye konuluyor.
Soruyorum:
Devlete bir kuruş vergi ödemeyen, yanında tek bir personel çalıştırmayan, kurumu olmayan biri gerçek gazeteciyle nasıl bir tutulur?
Bitlis’te bunlar yaşanmıyor diyen varsa, kusura bakmasın; o zaman biz bu mesleği bırakalım.
Bazı kurumlara gidiyoruz, “Şu kişi geldi, iş istedi. Olumsuz cevap alınca ‘yazarım, çizerim’ deyip çıktı” deniliyor. Peki sonra ne oluyor? Bu kişileri takip eden var mı? Haklarında suç duyurusunda bulunan var mı? Elbette yok. Çünkü “aman bana bulaşmasın” anlayışı hâkim.
Ama mesele öyle yürümüyor.
Bu kişiler, kurdukları sosyal medya hesaplarını şahsi çıkarları için kullanıyor, tehdit vari söylemlerle istedikleri gibi at koşturuyor.
Hiç soruldu mu:
Vergi veriyor musunuz?
Kaç çalışanınız var?
Gerçek bir geliriniz var mı?
Hodri meydan diyorum.
Yetkililer çıksın, pirincin taşını ayıklasın. Çünkü bu taş ayıklanmazsa, bu pirinç çok baş ağrıtır.
Buradan açık ve net söylüyorum:
Bitlis’in değerli yetkilileri, biz gerçek gazeteciler hiçbir zaman kaş yaparken göz çıkarmadık. Ama siz, göz çıkaranlarla zaman zaman aynı masada oturuyorsunuz. Hiç mi rahatsız olmuyorsunuz? Yıllarını bu mesleğe adamış gerçek gazeteciler nerede diye insan hiç mi merak etmez?
İşin özü şudur:
Devlete vergisini ödemeyen, kurumu olmayan, elemanı bulunmayan, kurum kurum dolaşıp tehdit dili kullanan bu sözde sosyal medyacılara artık “dur” demenin zamanı gelmiştir.
Bu, kişisel bir mesele değil;
Bu, gazeteciliğin itibarı meselesidir.
Gerçek Gazetecilik mi, Sosyal Medya Tüccarlığı mı?
Serkan Olcay
Yorumlar