Değerli okurlar,
Bitlis’te bulunan Etnoğrafya Müzesi, tam iki yıldır kapalı. Nedeni belli: Nem ve rutubet. Yapılan incelemelerde müzedeki eserlerin zarar görebileceği tespit edilmiş ve bu yüzden eserler Ahlat’taki müzeye taşınmış.
İyi güzel de.Şimdi soruyorum. Bu nem ve rutubet yeni mi çıktı? Yıllardır o binada sergilenen eserler, birdenbire mi tehdit altına girdi? Demek ki yıllardır bu sorun ya fark edilmedi ya da görmezden gelindi. Bu bile başlı başına bir acizlik tablosudur.
Varsayalım gerçekten nem ve rutubet var. Peki iki yıldır neden tek bir çivi çakılmadı? İki yıldır bu müze neden hâlâ kapalı? Yalnızca binanın içini değil, çevresini de düşünmek gerek. Zira mevcut Etnoğrafya Müzesi çevresinde ziyaretçilerin oturup dinlenebileceği, bir çay içebileceği, nefes alacağı bir alan bile yok.
Buradan bir öneri sunuyorum: Yıllardır onarımı devam eden Paşa Hamamı, geniş alanıyla ve konumuyla yeni bir Etnoğrafya Müzesi için ideal bir yer olabilir. Zaten Bitlis’in hamam ihtiyacı o kadar da öncelikli değil. Bitlis bir açık hava müzesine dönüşmüş diyoruz ama şehrimizi ziyaret eden insanlar kapalı bir müzeyi de görmek ister. Bu eksiklik artık göz ardı edilemez.
Fakat sadece Etnoğrafya Müzesi meselesi mi? Maalesef hayır. Bitlis’te yıllardır kangrene dönüşmüş başka sorunlar var. Örneğin Bitlis Otogarı. Defalarca dile getirdik, gündeme taşıdık, ama yetkililerden hâlâ tek kelime yok. Bitlis Kalesi’nin 21 yıldır bitmeyen kazı çalışması var; hâlâ ses yok. Bitlis’in girişindeki karanlığa gömülmüş tarihi evler var; yine bir gelişme yok.
Ben bugüne dek Bitlis’te yetkililerden “şunu çözdük” dedirten somut, büyük bir icraat duymadım. Sürekli ziyaret, sürekli protokol… Ama iş çözüm üretmeye geldi mi, sessizlik.
Yetkililere açık çağrım şudur: Artık ziyaret fotoğraflarını bir kenara bırakın. Bitlis’in gerçek sorunlarına dönün. Müzesinden otogarına, tarihi evlerinden kaleye kadar bu şehir çözüm bekliyor.
Bitlis Çözüm İstiyor Oyalama Değil.
Serkan Olcay
Yorumlar