Değerli okurlar,
Bazı yazılarımda özellikle söylerim. Bu konuyu dile getirirken birileri kızacak, birileri de “nihayet” diyecek. Bugün ele alacağım mesele de tam olarak onlardan biri. Kızan kızsın, sevinen sevinsin; ben gördüğümü, yaşadığımı yazacağım.
Kış mevsimine girdiğimizden bu yana Bitlis’te sebze ve meyve fiyatları için “ateş pahası” demek bile hafif kalıyor. Tabiri caizse ateşin ta kendisi. Bunu dile getirince birilerinin alınıp bana laf etmesi umurumda değil. Çünkü mesele artık bir şikâyet değil, doğrudan bir geçim meselesi.
Hani sık sık serzenişler duyarız ya.
“Yerli marketlerimiz var, Bitlis’in öz evladı manavlarımız var ama halk gidip üç harfli marketlerden alışveriş yapıyor” denir. Kusura bakmayın ama artık o eski söylemler karnı doyurmuyor.
Şimdi çok basit bir soru sorayım: Sizce vatandaş alışverişe çıkarken neyi düşünüyor? Hemşeriliği mi, yoksa cebindeki parayı mı?
Artık her alışveriş öncesi vatandaş hesap yapıyor. Kirasını, faturasını, çocuğunun masrafını düşünüyor ve ona göre alışveriş yapacağı yeri belirliyor. Kimse keyfinden zincir markete gitmiyor.
Gelin birkaç somut örnek verelim.
Bitlis merkezde domatesin kilosu 95-100 TL arasında. Tatvan’da ise aynı ürün 60 TL civarında. Elma Bitlis’te manavlarda ve marketlerin manav reyonlarında 100 TL’nin üzerinde satılırken, Tatvan’da 60-70 TL arasında. Üstelik aynı domates, aynı elma. Ve evet, üç harfli marketlerde de fiyatlar daha uygun.
“Serbest piyasa” deniyor. Tamam, serbest piyasa olsun ama bu kadar da fahiş fiyat olmaz. Ortada ciddi bir denetimsizlik var. İsteyen istediği fiyata satıyor. Sonra ne oluyor? Aynı manavların önünde kasa kasa çürümüş meyve ve sebze çöpe gidiyor.
İşte burada mesele ekonomi olmaktan çıkıyor, vicdan meselesine dönüşüyor.
Bugün Bitlis’te insanlar manava girerken iki kez düşünüyor. Her istediğini alıp çıkmak hayal olmuş. Temel ihtiyaç olan sebze ve meyveden üç beş tane alıp çıkılıyor. “Canım çekti” diye meyve almak artık lüks.
Vatandaşın menfaati hiçbir zaman gözetilmiyor. “Kira yüksek, maliyet fazla” bahaneleri havada uçuşuyor. Peki bu maliyet neden hep vatandaşın sırtına yükleniyor? Serbest piyasa varsa tamam, ama bu başıboşluk değil.
Halkımızın yanında olalım, onların dertleriyle dertleşelim. Çünkü bu şehirde yaşanan her sıkıntı, görmezden gelindikçe büyüyor.
Bu fahiş fiyatlara artık birilerinin “dur” demesi gerekiyor. Aksi halde ne olacak?
Vatandaş istediğini yiyemeyecek, manavlar da satamadıkları ürünleri kasa kasa çöpe dökmeye devam edecek.
Bu ne esnafa kazandırır ne de halka.
Kaybeden yine Bitlis olur.
Ateş Pahası Değil, Ateşin Ta Kendisi
Serkan Olcay
Yorumlar (1)