"Geçilmez" denilen sadece bir boğaz değil, bir milletin iman dolu göğsüydü. Bugün 18 Mart; bir direnişin, bir kurtuluşun ve Anadolu’nun yedi cephede verdiği varlık mücadelesinin mühürlendiği gün. Misak-ı Milli sınırları kanla çizilmeden önce, bu toprakların evlatları Anafartalar’dan Sakarya’ya, Antep’ten Maraş’a kadar her karışta "can pahasına" bir kale kurmuştu.
Yerel Direnişin İsimsiz Kahramanları: Mutki ve Kevıré Qul
Çanakkale’deki büyük destan yazılırken, Doğu’nun yalçın dağlarında da aynı ruhun ateşi yanıyordu. 1916’da Rus işgaline karşı altı ay boyunca Bitlis’i geçilmez kılan serdengeçtiler, bugün emperyalizme karşı duruşun köklerini oluşturur. Özellikle Mutki Karçin Başı mevkiinde verilen mücadelede şehit düşen yüzlerce aziz ruh, bu toprağın tapusudur.
Hürmüz Boğazı bugün neyse, o günün stratejik eşiği olan , Hormız, sürüm Mutkan, Deliklitaş da oydu. Orada sadece coğrafi bir engel yoktu; imkansızlıklar içinde devleşen bir milis kuvveti, bir "gerilla taktiği" ve sarsılmaz bir iman vardı. Üstad Bediüzzaman’ın bu milis kuvvetlerinin başında verdiği mücadele, esareti sürgüne, sürgünü ise İstanbul’a uzanan bir hürriyet davasına dönüştüren bir destandır.
Bir Soyağacının Onuru: Ali Aksoy ve 57. Alay
Bu mücadele bizim için uzak bir tarih notu değil, bir aile mirasıdır. Çanakkale’de şehadet şerbetini içen akrabam Ali Aksoy nezdinde; 57. Alay’ın içinde yer alan Hizanlı, Tatvanlı ve Mutkili tüm hemşehrilerimizin aziz hatırası önünde minnetle eğiliyoruz. Onlar, Bitlis’in ruhunu Gelibolu’nun toprağına nakşeden öncülerdir.
Kıbrıs'ta keza Bitlis'li gazilerimiz halen hayatta ve ve mücadelede on saftadırlar.
Bin Yıllık Genetik: İman Küfre Galebe Çalacaktır
Bugün 111 yıl sonra dünya yine benzer bir tezgahın eşiğinde. Amerikan emperyalizminin zorbalığı, Basra Körfezi’nden Orta Doğu’ya uzanan 3. Dünya Savaşı planları, dünün "Yedi Düveli"nin modern maskesidir. Ancak bir gerçek değişmemiştir: Bu halkın ruh kökünde zulme geçit yoktur. Batı özentiliği veya dejenerasyon çabaları, bu milletin derinliğindeki iman cevherini yok edememiştir.
Sultan Selahaddin’den Mescid-i Aksa’ya
Geçtiğimiz hafta Fatih Camii’nde kadınların, tıpkı Sultan Selahaddin döneminde Kudüs’ün özgürlüğü için başörtülerini ortaya koyan o tarihi iradeyle yükselttikleri ses, şehadetin nesillere yaptığı çağrının yaşayan kanıtıdır. Kudüs’ün özgürlüğü bir namus davasıdır ve Selahaddin’in izinden gidenler, bir gün mutlaka Mescid-i Aksa’da şükür namazında buluşacaklardır.
Yaşanabilir Bir Dünya Kurulacaktır
Bitlis’in bağrından çıkan her bir evlat; alimiyle, mücahidiyle, iş insanıyla, doktoruyla ve stratejistiyle bu dünya ekseninde en onurlu yeri alacaktır. Bizler, Maraş’ta Fransız’ı denize döken, Bitlis’te Rus’a geçit vermeyen azizlerin torunlarıyız. Tarihte olduğu gibi bugün de adaletin ve imanın rehberliğinde, zulmün istibdadına boyun eğmeden, herkes için daha yaşanabilir bir dünyayı inşa eden yine biz olacağız.
Şehadetin Çağrısı: Çanakkale’den Mutki’ye, Kudüs’ten Yarınlara
Talip AKSOY
Yorumlar