Değerli okurlar,
Son zamanlarda içimde burukluk var. Özellikle Bitlis’te gazetecilere karşı uzaktan uzaktan sergilenen küskün tavırlar düşündürücü.
Kendi kendime sormadan edemiyorum: Neden bu kırgınlık? Ama şunu da açıkça söyleyeyim, çok da umursadığımı söyleyemem. Biz gazetecileri görmezden gelenleri, tavır alanları dert edinmiyorum artık. Toplantılarda, etkinliklerde gazetecilere karşı gösterilen mesafeli tutumlar da hep aynı hikâye… Neymiş efendim, üzülmeliymişiz. Yok canım, daha neler! Değer mi? Elbette değmez.
Bizi unutmayanlara ise yürekten teşekkür ederim. 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü vesilesiyle gönderilen mesajlar, yapılan güzel dilekler için minnettarız. Birkaç ay sonra 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü geliyor. Bu vesileyle bir soru: Sosyal medyacılara özel bir gün var mı? Özellikle onları bu kadar önemseyenler için bu sorunun altını çizmek isterim.
“Dost acı söyler” derler ya, biz bunu gazeteci olarak söylüyoruz. Ne eksik, ne fazla.
Bir de meşhur Deliklitaş meselesi… Yazdığım bir köşe yazısından esinlenerek yapılan bazı paylaşımlara karşı, "Bitlisli gazetecilerin içerikleri Deliklitaş’tan öteye geçmiyor" gibi küçümseyici yorumlar yapılıyor. Vay vay... Gülüp geçiyorum sadece. Merak eden varsa bu paylaşımların nerelere ulaştığını belgeleriyle sunar, izletirim de.
Gazetecilik ile sosyal medya içerik üreticiliği arasında hala ciddi bir fark var. Bunun görmezden gelinmesi, bazı programlara katılmadığımız için sergilenen tavırlar bize yabancı değil. Uzaktan, bulutların arasından bile olsa o bakışları görüyoruz, hissediyoruz.
Ama unutulmasın. Biz buradayız, işimizi yapıyoruz. Görmek isteyene, duymak isteyene.
Görmezden Gelinenler
Serkan Olcay
Yorumlar (1)