Değerli okurlar,
Aslında bu sözleri söylemek istemezdim; fakat bazı zamanlar susmak, yapılanları onaylamak anlamına geliyor. “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” derler ya… İşte tam da öyle bir süreçten geçiyoruz.
Bitlis Doğru Haber olarak yaptığımız bazı haberlerden sonra, kimi zaman aracılar devreye sokularak, kimi zaman da doğrudan muhataplar arayarak, “Bu haber böyle değildi, keşke yapmasaydınız” şeklinde serzenişlerde bulunulduğunu sık sık duymaya başladık. Oysa biz, olanı olduğu gibi yazıyoruz.
Son günlerde Bitlis’te etkili olan yoğun kar yağışı sonrası yaşanan aksaklıkları, tüm gerçekliğiyle kaleme almamız bazılarını rahatsız etmiş olacak ki, gerçeklerle yüzleşmek yerine haberin kendisini tartışmayı tercih ediyorlar. Basına çıkıp dert yanan, çözüm bekleyen vatandaşın sesi olmak gazeteciliğin temel görevi değil mi?
Geçen yıl kar yağışı bu kadar ani ve yoğun değildi. Belki de bu yüzden herkes bir rehavete kapıldı. Şimdi ise birkaç gün içinde bastıran kar, eksikleri bir bir ortaya çıkardı. Biz bu tabloyu yazdık diye kırılanlar, darılanlar var. Ne ilginçtir ki, övgü dolu haberler yayınlandığında kimsenin sesi çıkmıyor. Ama iş eleştiriye gelince, birden “rahatsızlık” başlıyor.
Oysa eleştiri, eksiklerin görülmesi ve giderilmesi için fırsattır. Eğer basın yalnızca öven, yalnızca alkışlayan bir noktaya indirgenirse, ortada ne denetim kalır ne de kamu yararı.
Demek ki, yalnız biz değiliz; gazeteciler, vatandaşlar, herkes aynı sorunu görüyor ve dile getiriyor.
Sözün özü şu: Eleştiri olacak ki, eksikler tamamlanacak. Basını susturmak aklınızdan geçiyorsa hayal bile etmeyin. Biz, kamu adına sormaya, yazmaya ve anlatmaya devam edeceğiz kim rahatsız olursa olsun.
Gerçekleri Yazınca Rahatsız Olanlar
Serkan Olcay
Yorumlar