Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Songül Bavli, Türkiye’de Parkinson hastalığına ilişkin çarpıcı verileri paylaştı. Ülkede yaklaşık 150 bin Parkinson hastası bulunduğunu belirten Bavli, her yıl ortalama 10 bin kişiye yeni tanı konulduğunu açıkladı.
11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Bavli, bu özel günün hastalığa dikkat çekmek ve farkındalığı artırmak amacıyla kutlandığını ifade etti. Parkinson hastalığının, beyinde dopamin üreten hücrelerin kaybı sonucu ortaya çıkan kronik ve ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı olduğunu vurgulayan Bavli, Alzheimer’dan sonra en sık görülen nörodejeneratif hastalık olduğuna dikkat çekti.
Hastalığın genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde görüldüğünü ancak genç yaşlarda da ortaya çıkabileceğini belirten Bavli, genetik faktörlerin sınırlı bir etkisi olduğunu, vakaların yalnızca yüzde 10-15’inde kalıtsal geçiş bulunduğunu söyledi.
Parkinson’un en belirgin nedeninin dopamin hücrelerindeki kayıp olduğunu dile getiren Bavli, bu durumun titreme, hareketlerde yavaşlama ve kas sertliği gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etti. İlerleyen süreçte denge kaybı, konuşma bozukluğu, duygusal değişimler ve koku alma sorunlarının da görülebileceğini belirtti.
Hastalığın en yaygın belirtisinin tek taraflı titreme olduğuna işaret eden Bavli, her hastada titreme görülmeyebileceğini, bazı hastaların daha çok hareket kısıtlılığı ve kas sertliği şikayetleriyle başvurduğunu kaydetti. İlerleyen evrelerde unutkanlık ve demans benzeri tabloların ortaya çıkabileceğini ancak bunun her hastada görülmediğini de sözlerine ekledi.
Parkinson hastalığından korunmanın kesin bir yolu olmadığını ifade eden Bavli, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, aktif sosyal yaşam ve zihinsel faaliyetlerin önemine vurgu yaptı. Toksik maddelerden uzak durulması ve işlenmiş gıdaların azaltılmasının riskleri düşürebileceğini belirten Bavli, kahve tüketiminin de kısmen koruyucu etkisi olabileceğini dile getirdi.
Günümüzde Parkinson’u tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bulunmadığını ancak ilaçlar ve gelişmiş tedavi yöntemleriyle hastaların yaşam kalitesinin artırılabildiğini belirten Bavli, düzenli yaşam alışkanlıklarının hastalık yönetiminde kritik rol oynadığını söyledi.
Hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını da ifade eden Bavli, tedavi sürecinde moral, beslenme ve ilaç takibinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Toplumda hastalıkla ilgili yanlış bilgilere de değinen Bavli, Parkinson’un yalnızca yaşlılarda görülmediğini, her titremenin bu hastalık anlamına gelmediğini ve hastaların mutlaka yatağa bağımlı hale geleceği düşüncesinin doğru olmadığını belirtti.
Sivas’ta Parkinson hastalarına yönelik tanı ve tedavi imkânlarının bulunduğunu söyleyen Bavli, ilaç tedavilerinin yanı sıra ileri teknoloji destekli yöntemlerin de uygulandığını ifade etti. Bavli, “Parkinson bir son değildir. Hareket özgürlük getirir” sözleriyle hastalara umut mesajı verdi.





