Dr. Öğr. Üyesi Burak Sayar, sağlık çalışanlarının iş-yaşam dengesinin yalnızca bireysel bir ihtiyaç değil, sağlık kurumlarının sürdürülebilirliği açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu belirtti. Sayar, modern sağlık yönetimi anlayışında çalışan refahının, hizmet kalitesi ve kurumsal verimliliğin temel unsurlarından biri olarak kabul edildiğini vurguladı.
Sağlık sektörünün yoğun stres, yüksek sorumluluk ve belirsizlik içeren çalışma koşullarına sahip olduğunu ifade eden Sayar, sağlık çalışanlarının insan yaşamına doğrudan dokunan görevleri nedeniyle diğer meslek gruplarına göre daha fazla duygusal yük taşıdığını söyledi. Bu nedenle iş ve özel yaşam arasında sağlıklı bir denge kurulmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Vardiyalı çalışma sistemi, uzun mesai saatleri, nöbet uygulamaları ve sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam etme zorunluluğunun iş-yaşam dengesini olumsuz etkilediğini belirten Sayar, bu durumun çalışanlarda tükenmişlik sendromuna yol açabildiğini ifade etti. İş-yaşam dengesinin bozulmasının yalnızca çalışanları değil, hasta güvenliğini, hizmet kalitesini ve kurum performansını da doğrudan etkilediğini kaydeden Sayar, konunun insan kaynakları politikalarının ötesinde kurumsal bir strateji olarak ele alınması gerektiğini dile getirdi.
Sağlık kurumlarında iş-yaşam dengesini destekleyen uygulamaların önemine değinen Sayar, esnek çalışma modelleri, adil nöbet planlamaları, psikososyal destek programları ve empati odaklı liderlik anlayışının çalışan memnuniyetini artırdığını belirtti. Bu tür uygulamaların iş gücü devir oranlarını düşürdüğünü, çalışan bağlılığını güçlendirdiğini ve kurumların daha verimli hizmet sunmasına katkı sağladığını ifade etti.
Pandemi sonrası dönemde yapılan araştırmaların destekleyici kurum kültürüne sahip sağlık kuruluşlarında çalışan bağlılığı ve hizmet kalitesinin önemli ölçüde yükseldiğini ortaya koyduğunu belirten Sayar, iş-yaşam dengesinin göz ardı edilmesinin ise ciddi ekonomik ve insani maliyetlere neden olabileceğini söyledi. Tükenmişlik sendromu, iş kazaları, hasta bakım hataları ve erken emeklilik taleplerinin bu sorunların başında geldiğini aktardı.
Çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığının korunmasının sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Sayar, yöneticilerin iş-yaşam dengesi politikalarını yalnızca çalışan memnuniyeti kapsamında değil, kurumsal başarı ve hizmet kalitesi açısından stratejik bir yatırım olarak değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Dr. Öğr. Üyesi Burak Sayar, sağlık çalışanlarının iş-yaşam dengesinin bireysel bir konfor alanı olmaktan çıktığını belirterek, sağlık hizmetlerinin güvenliği, kalitesi ve sürdürülebilirliği açısından etik, stratejik ve kurumsal bir zorunluluk haline geldiğini sözlerine ekledi.




