Siyaset (veya politika), en geniş anlamıyla insan topluluklarını yönetme, kamu otoritesini kullanma, kaynakları dağıtma ve grup kararlarını alma faaliyetidir. Siyaset, millete hizmet etmenin, toplumun sorunlarına çözüm üretmenin ve ortak geleceğe katkı sunmanın sorumluluğudur.
Ne yazık ki zaman zaman siyasetin özünden uzaklaşıldığına, kişisel beklentilerin ve makam hesaplarının hizmet anlayışının önüne geçtiğine şahit oluyoruz. Oysa siyasetin temelinde samimiyet, dürüstlük, fedakarlık, adalet ve vefa bulunmaktadır. Siyaset, menfaat kapısı değil, hizmet kapısıdır. Bir insanın siyasete girerken öncelikle kendisine şu soruyu sorması gerekir: “Ben bu yola kendi çıkarlarım için mi çıktım, yoksa milletime ve memleketime faydalı olmak için mi? “ Kimse siyaseti kendi geleceğini garanti altına almak için bir basamak olarak görmemelidir. Asıl mesele makamda ne kadar kaldığımız değil, görevde bulunduğumuz süre içerisinde kaç insana dokunduğumuz ve ne kadar faydalı olduğumuz olgusudur. Siyasetin tapusu ,senedi ya da noterde yapılmış bir anlaşması veya sözleşmesi yoktur. Siyaseti ayakta tutan tek güç; siyasetçinin vicdanı, ahlakı ve milletine verdiği sözüdür. Çünkü siyaset, özü itibarıyla onurlu bir kurumdur.Bu onuru korumanın da yolu dürüstlükten, adaletten ve millete sağladığımız güvende saklıdır. Bu emaneti hakkıyla taşıyanlar tarihte daima saygıyla anılacak olup; emanete ihanete edenler ise sahip oldukları makam ile değil, geride bıraktıkları kötü mirasla anılacaklardır. Unutulmamalıdır ki, Siyaset üç temel ilke üzerine yükselir: Adalet, güven, emanet ve liyakat. Söze ve güvene dayalı onurlu bir yapıyı bireysel çıkarları uğruna paramparça ederek milletinden uzaklaşan bir siyasetçi, her zaman kaybetmeye mahkumdur. Oportünist(fırsatçılık)bir düşünce siyasetçiyi sadece haktan değil, halktan da uzaklaştırarak yok olmasına neden olacaktır.
Günümüz Türkiyesinde gündemden düşmeyen Siyasetçi kimliklerindeki kirlilik, ilkelerle yürünmesi gereken bir yol olan Siyasetimizi çok kirletmiştir. Kendi çıkarları uğruna siyaseti kirleten kişiler günü geldiğinde oturdukları koltukları bırakarak tarihten silinmeye mahkum olacağını unutmaması gerekir. Gelinen noktada; bundan etkilenen ve zarar gören Yüce Halkımızın, Temiz Siyaset ve Temiz Siyasetçi özlemi daha da derinleşmiştir. Kadim şehir Bitlis ve onun temiz kalmış topraklarında tüm siyaset yapan her bir bireyin bunları göz ardı etmeyeceği kanısındayım. Gönlü güzel ve güzel bakan Bitlis halkından gelen her kişi bilir ki; Makam insanı büyütmez; insan, makamına değer katar.