İnsan, kendi kurduğu küçük evrenin hiç yıkılmayacağına inanmaya meyilli bir canlı. Bugün uyandığımız sabahın, yürüdüğümüz yolun, her gün tekrarladığımız rutinlerin sonsuza dek süreceğini sanırız. Oysa hayat, biz fark etmeden akıp giden bir nehirdir ve biz sürekli aynı kıyıda durduğumuzu zannederiz. "Hiçbir şey sona ermez" düşüncesi, zihnimizin değişiminden korunmak için sığındığı bir hayalden ibarettir. Hayatın ritmi bizi uyuşturur çoğu zaman. Her gün aynı kapıdan girip çıkarken ya da zihnimizde güvenli bir alan inşa etmişken; bu döngünün bir sonu olabileceği fikri aklımızın kıyısından bile geçmez. Derken, takvimde sıradan bir gün gelir ve o uzun halkanın son zinciri kırılır. Yıllarca parçası olduğumuz bir düzen, tek bir anın içinde dünün gerisinde kalır. Arkamıza bakıp o ana dek yürüdüğümüz yola göz attığımızda içimize oturan o ağır his aslında tam olarak bu yüzleşmenin sesidir: Hiçbir şey sonsuz değildir. Bitiş anlarında düştüğümüz o derin boşluk, bir şeylerin kaybolup gitmesinden ziyade, zihnimizdeki "kalıcılık" masalının aniden yırtılmasından kaynaklanır. İnsan, son buluşları kabullenmekte zorlanır; çünkü bitiş, zamanın acımasızlıklarıyla bizi baş başa bırakır. Oysa bir şeyin sonsuza dek sürmeyeceğini bilmek, ona asıl değerini veren şeydir. Bitmeyecekmiş gibi yaşamak insanı duyarsızlaştırırken; her anın bir sonu olduğunu fark etmek zihni uyandırır, duyuları keskinleştirir. Unutulmamalıdır ki, en sağlam zannedilen kayalar bile zamanla suyun akışına boyun eğer. Bu yüzden, bir devrin kapanışıyla gelen o boşluk hissi bir kayboluş ya da son değil; insanın kendi kabuğunu kırma anıdır. Yanılsamalardan sıyrılıp gerçeğe adım atmanın, yani aslında büyümenin ilk eşiğidir. Bitişlerden korkmak yerine onların kaçınılmazlığını kabullendiğimizde, zamanın akışına karşı durmayı değil, onunla birlikte akmayı öğreniriz. Ve ancak bir sonla yüzleşebilen insan, zihninde yeni bir başlangıca yer açabilir. O yüzden önemli olan insanın bir sonla yüzleşince zihninde yeni bir başlangıç açabilmesidir
Güncel
Bitlis
Çevre
Gündem
Tatvan
Eğitim
Ahlat




