Erzurum’un Yakutiye ilçesinde bulunan ve halk arasında “Öksürük Baba” olarak bilinen tarihi ziyaretgâh, öksürük ve solunum rahatsızlığı yaşayan vatandaşların dua ederek şifa umuduyla ziyaret ettiği manevi duraklardan biri olarak biliniyor.
Rabia Ana Mahallesi’nde Karskapı Caddesi üzerinde bulunan türbeye, özellikle uzun süren öksürük şikâyeti yaşayan vatandaşların çocuklarıyla birlikte geldiği ifade ediliyor. Ziyaretçiler burada dua ederek Allah’tan şifa diliyor. Halk arasında “Tükürük Nene” adıyla da anılan ziyaretgâhın, Anadolu Selçuklu dönemine ve 13. yüzyıla ait olduğu değerlendiriliyor.
Geçmişte bölgede bulunan Tepe Mezarlığı’nın yol çalışmaları nedeniyle kaldırılmasının ardından türbe, taş duvarlarla çevrilerek koruma altına alındı. Kesme taştan yapılan yapının içerisinde iki veya üç mezarın bulunduğu belirtiliyor. Mezarları çevreleyen kornişli çerçeve yapısının ise Selçuklu mimari özelliklerini taşıdığı ifade ediliyor.
Savaşlar ve çeşitli tahribatlar nedeniyle türbenin orijinal kitabesi günümüze ulaşmazken, mezar taşlarından birinin üzerinde yer alan Ayet’el Kürsi dikkat çekiyor. Bu mezarın sahabeye ait olduğuna yönelik halk arasında ve bazı kaynaklarda aktarılan inanış bulunuyor.
Araştırmacı yazar Taner Özdemir, Öksürük Baba Türbesi’nin Erzurum’un önemli ziyaretgâhları arasında yer aldığını belirterek yapının kaynaklarda 13. yüzyılla ilişkilendirildiğini söyledi. Özdemir, türbenin mimari özellikleri bakımından Abbasi ve Selçuklu dönemleriyle ilişkilendirildiğini ifade etti.
Türbede üç mezarın bulunduğunu aktaran Özdemir, mezarlardan birinde Ayet’el Kürsi bulunduğunu ve bu mezarın sahabeye ait olduğuna dair inanışın bulunduğunu belirtti. Özdemir, söz konusu kişinin bölgeye irşat amacıyla gönderildiğine yönelik değerlendirmelerin de kaynaklarda yer aldığını söyledi.
Özdemir, halk arasında “Tükürük Nene” olarak da adlandırılan ziyaretgâhın özellikle öksürük rahatsızlığı yaşayanların uğrak noktası olduğunu belirterek, vatandaşların kendilerini veya çocuklarını türbeye getirdiğini ve burada çeşitli ziyaret ritüelleri gerçekleştirdiğini anlattı.
Bu tür uygulamaların halk inanışı ve gelenek kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özdemir, şifanın Allah’tan geldiğine yönelik inancın vurgulandığını söyledi. Tarihi ziyaretgâhın Erzurum’un dini ve kültürel mirası açısından önemli bir değer taşıdığını ifade eden Özdemir, yapının korunarak gelecek nesillere aktarılması gerektiğini kaydetti.



