Tarihi El Aman Hanı ve Ahmet Eren Konağı turizme kazandırılıyor
Tarihi El Aman Hanı ve Ahmet Eren Konağı turizme kazandırılıyor
İçeriği Görüntüle

Adana'da yaşayan 50 yaşındaki Ömer Erikli, teknolojinin hızla gelişmesine rağmen geleneksel el dokuma sanatını yaşatmak için yaklaşık 20 yıldır tezgâhının başından ayrılmıyor. Seyhan ilçesindeki iş yerinde el emeğiyle namazlık üreten Erikli, mesleğin ekonomik açıdan yeterli kazanç sağlamaması nedeniyle kendisinden sonra bu işi sürdürecek kimsenin kalmamasından endişe ediyor.

Yenibey Mahallesi'ndeki küçük iş yerinde dokuma tezgâhının başında çalışan Ömer Erikli, bu mesleği herhangi bir ustadan eğitim almadan kendi çabalarıyla öğrendi. Daha önce mezbahada çalıştığını belirten Erikli, işsiz kaldığı dönemde bir arkadaşının yanında gördüğü dokuma tezgâhından etkilenerek aynı sistemi kurmaya karar verdi.

Tezgâhın nasıl çalıştığını ve kullanılan malzemeleri inceleyen Erikli, gerekli parçaları temin ederek kendi iş yerinde dokuma yapmaya başladı. Zaman içerisinde el becerisini geliştiren Erikli, yaklaşık 20 yıldır geleneksel yöntemi kullanarak üretim yapıyor. Bu meslek sayesinde üç çocuğunu büyüttüğünü belirten Erikli, öğrendiği zanaatı bugün büyük bir özveriyle sürdürmeye devam ediyor.

Erikli'nin üretiminde kullanılmak üzere ev hanımları tarafından getirilen sökülmüş iplikler, dokuma tezgâhında yeniden işleniyor. Uzun süren ve yoğun fiziksel emek gerektiren çalışma sonucunda iplikler namazlığa dönüştürülüyor. El ve ayakların sürekli hareket ettirildiği dokuma sürecinde Erikli, günde ortalama üç namazlık üretebildiğini ifade ediyor.

Bir namazlığın yaklaşık 1,5 ila 2 saat içerisinde tamamlandığını söyleyen Erikli, mesleğin ekonomik şartlarının ise giderek zorlaştığını belirtiyor. Kazancın bir çırağın masrafını karşılamaya dahi yetmediğini dile getiren usta, bu nedenle yanında yetiştirecek bir yardımcı bulunduramadığını aktarıyor.

Yıllardır tezgâh başında çalışan Erikli, dokuma sanatında artık el hareketlerinin tamamen alışkanlığa dönüştüğünü söylüyor. Mesleğe olan bağlılığını anlatan Erikli, işini bırakması halinde zanaatı özleyeceğini ve bu geleneğin kaybolmasının kendisini üzeceğini ifade ediyor.

Erikli'yi en fazla endişelendiren konu ise geleneksel el dokumasının gelecek nesillere aktarılamaması. Adana'da bu yöntemle dokuma yapan kişilerin yok denecek kadar azaldığını belirten Erikli, kendisinin de bildiği kadarıyla kentte bu mesleği sürdüren tek kişi olduğunu söylüyor.

Kazancının yetersiz olması nedeniyle mesleği çocuklarına öğretemediğini belirten Erikli, kendisinin işi bırakması durumunda Adana'daki el dokuma geleneğinin tamamen sona erebileceğine dikkat çekiyor. Yıllardır büyük bir emekle sürdürdüğü zanaatın geleceği konusunda kaygı yaşayan Erikli, ekonomik şartların mesleğin devamlılığının önündeki en büyük engel olduğunu vurguluyor.

Geleneksel dokuma sanatının yalnızca bir geçim kaynağı olmadığını ifade eden Erikli, bu işi aynı zamanda geçmişten gelen bir kültürü yaşatmak olarak görüyor. Atalarından kalan el emeği geleneğinin unutulmaması gerektiğini söyleyen Erikli, ürettiği namazlıklarla hem mesleğini sürdürdüğünü hem de insanların ibadetlerinde kullanacağı ürünleri el emeğiyle hazırladığını belirtiyor.

Teknoloji karşısında geleneksel üretim yöntemlerinin giderek azalmasına rağmen tezgâhını çalıştırmayı sürdüren Ömer Erikli, Adana'da kaybolma riskiyle karşı karşıya bulunan el dokuma sanatının son temsilcilerinden biri olarak mesleğini yaşatmaya çalışıyor. Ekonomik zorluklara rağmen işine devam eden Erikli, geleneksel zanaatın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Kaynak: İHA