Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ramazan İlyas Öner, yüksek kolesterolün çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini belirterek düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekti.
Kolesterol yüksekliğinin genellikle ağrı, halsizlik veya baş dönmesi gibi şikayetlere yol açmadığını ifade eden Prof. Dr. Öner, damar duvarlarında zaman içinde oluşan kolesterol birikiminin uzun yıllar boyunca fark edilmeden ilerleyebileceğini söyledi. Bazı kişilerde durumun ilk kez kalp krizi veya felç gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.
Kolesterol değerlendirilirken yalnızca tek bir kan değerine odaklanılmaması gerektiğini vurgulayan Öner, kişinin yaşı, tansiyon durumu, sigara kullanımı, diyabet hastalığı ve ailede kalp hastalığı öyküsü gibi faktörlerin birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti.
Toplam kolesterolün tek başına risk değerlendirmesi için yeterli olmadığını belirten Öner, özellikle LDL kolesterol seviyesinin takip edilmesi gerektiğini söyledi. Her birey için aynı LDL hedefinin geçerli olmadığını ifade eden Öner, kişinin kalp ve damar hastalığı riski yükseldikçe hedef LDL seviyesinin daha düşük belirlendiğini ve bu hedefin hekimle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.
Genç veya zayıf olmanın yüksek kolesterole karşı kesin bir koruma sağlamadığını da dile getiren Öner, ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunan kişilerin genetik kaynaklı kolesterol yüksekliği açısından daha erken değerlendirilmesinin önemli olduğunu belirtti.
Halk arasında iyi kolesterol olarak bilinen HDL seviyesini yükseltmenin tek başına bir tedavi hedefi olmadığını kaydeden Öner, kolesterol tedavisindeki temel yaklaşımın LDL seviyesini düşürmek olduğunu ifade etti. Genetik damar hastalığı riski açısından önem taşıyan Lp(a) düzeyinin ise yaşam boyunca en az bir kez ölçülmesinin yararlı olabileceğine dikkat çekti.
Kolesterol ilacı kullanan hastalara da önemli uyarılarda bulunan Öner, kendisini iyi hisseden veya ilaç kullanırken kas ağrısı yaşayan kişilerin tedaviyi kendi kararıyla sonlandırmaması gerektiğini söyledi. Ortaya çıkan şikayetlerin mutlaka hekimle paylaşılması gerektiğini belirten Öner, gerekli görülmesi halinde tedavi seçeneklerinin yeniden değerlendirilebileceğini ifade etti.




