Hasan Basri Savaş tarafından paylaşılan değerlendirmeler ve Dünya Obezite Atlası 2026 raporu, Türkiye’de çocukluk çağı obezitesinin geldiği kritik noktayı gözler önüne serdi. Uzmanlara göre ülkede aşırı kilo ve obezite artık yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, geleceği tehdit eden toplumsal bir kriz haline geldi.
Raporda yer alan verilere göre Türkiye’de 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde fazla kilo oranı son yıllarda adeta patlama yaşadı. 2025 itibarıyla her 3 çocuktan 1’inin aşırı kilolu veya obez olduğu belirtilirken, 2040 yılına gelindiğinde bu oranın yüzde 50’ye ulaşacağı öngörülüyor. Başka bir ifadeyle gelecekte her 2 çocuktan 1’i obezite riskiyle karşı karşıya kalacak.
Uzmanlar, sorunun daha anne karnında başladığına dikkat çekiyor. Anne adaylarında görülen fazla kilo ve gebelik şekeri, çocukların ileriki yaşamındaki sağlık sorunlarının temelini oluşturuyor. Ayrıca bebeklerin ilk 5 ayında anne sütünden yeterince faydalanamaması da riskleri artırıyor.

Raporda çocukların hareketsiz yaşam tarzına da dikkat çekildi. Türkiye’de ergenlerin yüzde 81’inin önerilen fiziksel aktivite seviyesine ulaşamadığı belirtilirken, şekerli içecek tüketiminin de ciddi boyutlara ulaştığı ifade edildi.
Obezitenin yalnızca kilo problemi olmadığı vurgulanırken, yüksek beden kitle indeksinin çocuklarda karaciğer yağlanması, yüksek tansiyon ve metabolik sendrom gibi ciddi hastalıklara neden olduğu belirtildi. 2025 yılında çocuklarda karaciğer yağlanması vakalarının 1,4 milyonu geçtiği, 2040’a kadar bu sayının daha da artmasının beklendiği kaydedildi.
Uzmanlar, okul kantinlerinden şehir planlamasına, anne sütü teşvikinden fiziksel aktivite politikalarına kadar geniş kapsamlı bir mücadele çağrısı yaptı. Açıklamada, “Hücrenin kimyasını bozarsanız toplumun geleceğini bozarsınız” sözleriyle durumun ciddiyetine dikkat çekildi.




