Uzun süredir oturup düşünüyorum.
Neden öğretmenler?
Neden öfkenin hedefinde öğretmen var?
Neden okulun kapısı bu kadar savunmasız?
Neden geleceğimiz dediğimiz çocuklarımızın bulunduğu binalar güvenlik açısından bu kadar kırılgan?
Düşündükçe gelip aynı noktaya takılıyorum:
Güvenlik!
Bir mahallede bir kuruma ait bina vardı. Bildiğim kadarıyla içeride tek kişi kalıyordu. Kapısında dört güvenlik görevlisi, yanında beş personel… Benim gördüğüm buydu; belki daha fazlası da vardı.
Hemen karşısında ise bir okul…
Yaklaşık 600 öğrenci!
Bir tarafta bir kişi için dört güvenlik görevlisi…
Diğer tarafta yüzlerce çocuk, onlarca öğretmen ve neredeyse savunmasız bir okul kapısı.
Ne yeterli güvenlik personeli ne ciddi bir giriş kontrolü ne de X-Ray…
Sonra çıkıp çocuklara “geleceğimiz”, öğretmenlere “geleceğimizi yetiştiren insanlar” diyoruz.
Kusura bakmayın ama insan sormadan edemiyor:
Biz değer verdiklerimizi böyle mi koruyoruz?
Bazı veliler okula eğitim yuvasına girer gibi değil, adeta hesap sormaya gelir gibi giriyor. Sesler yükseliyor, tehditler savruluyor, öğretmenin üzerine yürüyenler oluyor.
Okul kapısı, öfkeli insanların elini kolunu sallayarak girebildiği bir kapı olmamalıdır!
Çünkü o kapının arkasında çocuklarımız var.
Sabah annesinin yanağından öperek gönderdiği çocuk…
Babasının “Dikkat et oğlum, dikkat et kızım.” diyerek uğurladığı çocuk…
Sırtında çantası, elinde defteriyle evden çıkan çocuk…
Anne babalar çocuklarını okula gönderirken onların ölüm haberini alabileceklerini düşünmek zorunda mı?
Kahramanmaraş'ta yaşanan acılar…
Daha birkaç gün önce Manisa'dan gelen haberler…
Her olaydan sonra üzülüyoruz.
Kınıyoruz.
Açıklamalar yapıyoruz.
Tedbirlerden bahsediyoruz.
Sonra?
Hayat normale dönüyor.
Ta ki başka bir okuldan yeni bir acı haber gelene kadar!
O hâlde sormamız gerekiyor:
Alınan tedbirler gerçekten caydırıcıysa insanlar okullara nasıl bu kadar rahat girebiliyor?
Bir öğretmenin görevi kapıda saldırganla mücadele etmek değildir.
Öğretmenin elinde kalem olmalıdır.
Önünde kitap, arkasında kara tahta…
Karşısında ise güven içinde eğitim alan çocuklar bulunmalıdır.
Öğretmeni güvenlik görevlisine, okul müdürünü kapı bekçisine dönüştüren bir sistemin nerede hata yaptığını artık ciddi biçimde sorgulamak zorundayız.
Çünkü mesele yalnızca öğretmenin güvenliği değildir.
Çocuklarımız da tehlikede.
İşte tam burada acı bir gerçekle karşılaşıyoruz:
Zayıf halka yem olur.
Ve görünen o ki güvenlik açısından eğitim sistemimizin zayıf halkası okullarımızdır; bedelini ise öğretmenlerimiz ve çocuklarımız ödemektedir.
Bunun kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur.
Hata neredeyse bulunmalıdır.
Zorunlu eğitim sistemindeyse tartışılsın.
Mevzuattaysa değiştirilsin.
Güvenlik personeli eksikliğindeyse tamamlansın.
Okul girişlerindeyse kontrol sistemi kurulsun.
Profesyonel güvenlik gerekiyorsa sağlansın.
Caydırıcı yaptırım gerekiyorsa uygulansın.
Yeter artık yeter artık yeter diyoruz.
Güncel
Bitlis
Bilim
Tatvan
Adilcevaz
Asayiş
Gündem
Spor
Taner Alptekin'in Kaleminden;ZAYIF HALKA YEM OLUR..
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar



