Ahlat’ta Din Hizmetleri İçin Kritik Buluşma
Ahlat’ta Din Hizmetleri İçin Kritik Buluşma
İçeriği Görüntüle

Bitlis’i tarihi kimliğiyle yeniden ayağa kaldırmak, geçmişten bugüne uzanan o eşsiz mirası gün yüzüne çıkarmak için yıllardır büyük emekler veriliyor.
Tarihi yapıların restore edilmesi, sokakların ve eski eserlerin yeniden şehre kazandırılması, Bitlis’in adeta bir açık hava müzesine dönüşmesi hepimiz açısından son derece kıymetli.
Bunları elbette takdir etmek gerekir.
Ancak tam da burada önemli bir noktaya dikkat çekmek gerekiyor:
Tarihi yapıları gün yüzüne çıkarırken, onların görünürlüğüne gölge düşürmemeliyiz.
Çünkü bazen iyi niyetle yapılan bir çalışma, başka bir tarihi değerin önüne geçebiliyor.
Şimdi gelelim asıl meseleye…
Bitlis çarşı merkezinde büyük bir özveriyle restorasyonu sürdürülen Paşa Hamamı var. Restorasyonun tamamlanmasıyla birlikte bu tarihi yapının şehre ayrı bir güzellik katacağı şüphesiz.
Paşa Hamamı’nın hemen yanı başındaki alan da daha önce ağaçlandırıldı, çimlendirildi ve güzel bir görünüme kavuşturuldu.
Ancak o dönemlerde bugün tartışma konusu olan saat kulesi henüz ortada yoktu.
Bu yıl ise bir saat kulesi yapılması gündeme geldi ve uygulamaya geçildi.
Saat kulesi yapıldı yapılmasına ama insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bu kule yapılırken Bitlis Kalesi’nin görünürlüğü hiç hesap edilmedi mi?
Çünkü bugün gidip yerinde baktığınızda manzara ortada.
Saat kulesi, özellikle belirli noktalardan bakıldığında Bitlis Kalesi’nin görüntüsünün önüne geçiyor. Hele ki şehrin doğu tarafından Bitlis’e girişte ortaya çıkan görüntü, tarihi dokuyla bütünleşmek yerine adeta bir görsel karmaşa oluşturuyor.
Şimdi bir düşünelim…
Bir taraftan yıllardır Bitlis Kalesi’nin, tarihi yapılarının ve kadim şehir dokusunun ortaya çıkarılması için büyük çalışmalar yapıyoruz.
Diğer taraftan ise bu tarihi değerlerin önüne yeni yapılar yerleştiriyoruz.
Bu biraz da kendi yaptığımız emeğin önüne kendimizin geçmesi olmuyor mu?
Elbette mesele bir saat kulesine karşı çıkmak değil.
Saat kuleleri şehirlerin simgesi olabilir. Şehre estetik de katabilir.
Ama mesele doğru yerde, doğru ölçüde ve şehrin tarihi dokusuyla uyumlu bir şekilde yapılmasıdır.
Bitlis sıradan bir şehir değil.
Her köşesi tarihle iç içe olan, kalesiyle, hanlarıyla, hamamlarıyla, köprüleriyle, camileriyle ve eski mahalleleriyle başlı başına bir tarih kitabı.
Dolayısıyla Bitlis’te yapılacak her yeni yapı, yalnızca bugünün ihtiyaçları düşünülerek değil, 50 yıl, 100 yıl sonrasının Bitlis’i düşünülerek planlanmalı.
Bir yapı yaparken sadece “Buraya ne yakışır?” diye değil;
“Bu yapı, buradaki tarihi eserin görünümünü etkiler mi?”
diye de sormamız gerekiyor.
Bunun için de bundan sonra yapılacak çalışmalarda şehir plancılarının, mimarların, sanat tarihçilerinin ve özellikle Bitlis’in tarihi dokusunu bilen uzmanların görüşlerinin daha fazla dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü bizim derdimiz eleştirmek değil.
Bizim derdimiz Bitlis’in daha güzel olması.
Tarihi ortaya çıkaralım.
Restore edelim.
Şehri güzelleştirelim.
Bitlis’i gerçekten bir açık hava müzesine dönüştürelim.
Ama bunu yaparken bir tarihi yapıyı ortaya çıkarıp diğerinin görüntüsünü kapatmayalım.
Bugün yapılan bir hatayı yarın düzeltmek çok daha zor olabilir.
O yüzden henüz yolun başındayken, yapılan çalışmaları bir kez daha gözden geçirmekte fayda var.
Ve gelin hep birlikte yerinde bakalım:
Saat kulesi Bitlis Kalesi’nin görüntüsünü gerçekten gölgeliyor mu, gölgelemiyor mu?
Kararı zaten gözlerimiz verecektir.

Kaynak: Haber Merkezi