Bir insanın memleketi, dili, kökeni ya da kimliği; onun insanca yaşama hakkından daha büyük değildir.

Şırnak’tan Zonguldak’a ekmek parası kazanmak, alın teriyle ailesinin geçimini sağlamak için giden mevsimlik işçilere yönelik saldırı , yalnızca saldırıya uğrayan insanların değil, bu ülkenin vicdan sahibi herkesin meselesidir.

Çünkü mesele Şırnak ile Zonguldak arasında değildir.

Mesele Türk ile Kürt arasında da değildir.

Mesele, hepimizin aynı ülkenin insanı olduğumuzu unuttuğumuzda başlar.

Bir insan kilometrelerce yol gidip çalışıyorsa, emeğini ortaya koyuyor ve evine helal lokma götürmeye çalışıyorsa onun karşısına kimliğini çıkarıp düşmanlık koymak, yalnızca bir kişiye değil, kardeşliğimize zarar verir.

Bu topraklar yüzyıllardır farklılıkların bir arada yaşadığı bir coğrafya oldu. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle ve daha nice kimliğiyle milyonlarca insan aynı gökyüzünün altında hayat kurdu.

Hepimizin acısı da sevinci de aslında birbirine sandığımızdan çok daha yakın.

Bir şehirde yaşanan haksızlık başka bir şehirde yaşayan insanın vicdanını yaralamıyorsa, işte o zaman asıl kaybımız başlamış demektir.

Arabesk Müziğin Acı Kaybı: Cansever 59 Yaşında Hayatını Kaybetti
Arabesk Müziğin Acı Kaybı: Cansever 59 Yaşında Hayatını Kaybetti
İçeriği Görüntüle

Bugün Şırnak’tan Zonguldak’a giden işçiye yapılan haksızlığa sessiz kalırsak, yarın başka bir yerde başka bir insanın uğradığı ayrımcılığa karşı söz söyleme hakkımızı da zayıflatırız.

Çünkü ırkçılığın, ayrımcılığın ve nefretin adresi olmaz.

Bugün bir Kürt’e yönelir, yarın bir Türk’e, başka gün bir Arap’a, Laz’a, Çerkez’e ya da başka bir kimliğe yönelir.

Nefret büyüdükçe sınır tanımaz.

Bu yüzden bugün ihtiyacımız olan şey birbirimize kim olduğumuzu hatırlatmak değil, hepimizin insan olduğunu hatırlamaktır.

Bu ülke hepimizin.

Şırnak da bizim, Zonguldak da.

Bitlis de bizim, İzmir de.

Doğusu da bizim, batısı da.

Kuzeyi de bizim, güneyi de.

Aynı bayrağın altında, aynı gökyüzüne bakıyor; aynı güneşin altında çalışıyor, aynı yağmurda ıslanıyor, aynı sofralarda çocuklarımızın geleceğini düşünüyoruz.

Farklılıklarımız bizi ayırmak için değil, bu ülkenin zenginliği olmak için var.

Bugün yapılması gereken, yaşanan saldırı iddialarının bütün yönleriyle ortaya çıkarılması, sorumlular varsa hukuk önünde hesap vermesi ve hiç kimsenin kimliği nedeniyle kendisini tehdit altında hissetmemesidir.

Ama bunun da ötesinde hepimizin kendimize şu soruyu sorması gerekiyor:

Biz çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakmak istiyoruz?

Birbirinden korkan, birbirini dışlayan insanların yaşadığı bir ülke mi?

Yoksa farklılıklarına rağmen birbirinin elinden tutmayı bilen insanların ülkesi mi?

Cevap aslında çok açık.Bizim ihtiyacımız olan kavga değil, kardeşlik.

Ötekileştirmek değil, kucaklaşmak.

Ayrıştırmak değil, bir olmak.

Çünkü bu gök kubbe hepimizin üzerinde.

Ve bu ülke, ancak hep birlikte yaşarsak güçlü.

Şırnaklı işçinin alın teri de bizim.

Zonguldaklı emekçinin emeği de bizim.

Bitlislinin duası da bizim.

Bu ülkenin her insanının derdi de sevinci de bizim.

Geliniz, birbirimizin kimliğine değil, insanlığına bakalım.

Çünkü bizi geleceğe taşıyacak olan şey, aynı olmak değil; farklılıklarımızla bir olabilmektir.

Kaynak: Haber Merkezi