Meme kanseri tedavisinde fiziksel iyileşmenin yanı sıra psikolojik desteğin de önemli bir yere sahip olduğu vurgulanıyor. Medicana International Ankara Hastanesi Klinik Psikoloğu Dilara Çiltepe, tedavi sürecinde kadınların yaşadığı duygusal zorluklara dikkat çekerek güçlü olmanın her zaman iyi hissetmek anlamına gelmediğini belirtti.

Meme kanseri farkındalık ayı kapsamında değerlendirmelerde bulunan Klinik Psikolog Dilara Çiltepe, kanser tanısının yalnızca fiziksel sağlığı değil, kişinin duygusal dünyasını, beden algısını ve sosyal yaşamını da etkileyebildiğini ifade etti. Psikoonkolojik desteğin hastaların yaşadıkları duyguları anlamlandırmalarına, değişen bedenlerine uyum sağlamalarına ve psikolojik iyilik hâllerini korumalarına katkı sunduğunu söyledi.

Kanser tanısıyla birlikte belirsizlik, korku, kaygı ve kayıp duygularının ortaya çıkabileceğini belirten Çiltepe, hastalığın yalnızca dışarıdan görülebilen fiziksel değişimlerden ibaret olmadığını dile getirdi. Saç dökülmesi, ameliyat izleri ve meme dokusunun kaybı gibi değişimlerin yanı sıra kişinin iç dünyasında da önemli etkiler oluşabildiğine dikkat çekti.

Bu Hastalığa Dikkat: Kalıcı Felce Yol Açabiliyor!
Bu Hastalığa Dikkat: Kalıcı Felce Yol Açabiliyor!
İçeriği Görüntüle

Her Zaman Güçlü Görünmek Zorunda Değilsiniz

Tedavi sürecindeki kadınların çevrelerinden sıklıkla “Güçlü olmalısın” ve “Moralini yüksek tutmalısın” gibi ifadeler duyduğunu belirten Çiltepe, iyi niyetle söylenen bu sözlerin zaman zaman psikolojik baskıya dönüşebildiğini kaydetti.

Hastaların sürekli olumlu görünmek zorunda hissetmemesi gerektiğini vurgulayan Çiltepe, üzülmenin, korkmanın, ağlamanın veya yorulmanın bu sürecin doğal bir parçası olduğunu ifade etti. Çevreden gelen güçlü olma beklentisinin psikolojik yükü artırabildiğini belirten Çiltepe, “Güçlü olmak, hiç düşmemek değil; yeniden ayağa kalkabilmek için kendimize zaman tanıyabilmektir” dedi.

Değişen Beden Algısına Uyum Zaman Alabiliyor

Meme kanseri tedavisinin kadınların beden algısını ve özgüvenini etkileyebildiğine işaret eden Çiltepe, saç kaybı, meme dokusunun alınması ve ameliyat izlerinin bazı kadınlarda kendine yabancılaşma hissine neden olabildiğini söyledi.

Her kadının bu değişimleri farklı şekilde deneyimlediğini belirten Çiltepe, yeni beden görünümüne alışmanın ve kişiyle bedeni arasında yeniden sağlıklı bir ilişki kurulmasının zaman alabileceğini dile getirdi. Bu süreçte yaşanan üzüntü ve kayıp duygularının doğal karşılanması, kişinin kendisine karşı anlayışlı ve şefkatli davranması gerektiğini vurguladı.

Kanser Tanısı Kişinin Kimliğini Tanımlamıyor

Tedavi boyunca duyguların sürekli aynı şekilde seyretmesinin beklenmemesi gerektiğini ifade eden Çiltepe, bazı günlerde umut ve motivasyon ön plana çıkarken bazı günlerde korku, kaygı ve belirsizliğin daha yoğun hissedilebileceğini belirtti.

Psikolojik uyumun her gün iyi hissetmek anlamına gelmediğini kaydeden Çiltepe, kanserin kişinin hayatında önemli bir yer tutsa da kimliğini ve kişiliğini tanımlamadığını söyledi. Kişinin değerlerini, ilgi alanlarını ve kendisini özel kılan özelliklerini hatırlamasının bu süreçte psikolojik açıdan destekleyici olabileceğini aktardı.

Psikolojik Destek İstemek Güçsüzlük Değil

Kanser tedavisi sırasında hastaların zaman zaman tek başlarına baş etmekte zorlanabileceğini belirten Çiltepe, yakın çevreyle duyguları paylaşmanın ve ihtiyaç duyulduğunda profesyonel psikolojik destek almanın önemine dikkat çekti.

Psikolojik desteğin hastaların yaşadıkları zorluklarla baş etmelerine yardımcı olabileceğini ifade eden Çiltepe, yardım istemenin güçsüzlük olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Çiltepe, kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesinin, duygularına alan açmasının ve gerektiğinde destek istemesinin de güçlü olmanın önemli bir parçası olduğunu belirtti.

Kaynak: İHA