Bir Bitlisli olarak kimi zaman haber peşinde, kimi zaman da şehrimin tarihini ve güzelliklerini görmek için çarşıya inerim. Bitlis’in taş sokaklarını, kalesini ve köprülerini her zaman gururla anlatırım. Ancak uzun zamandır aklımda bir soru var: Şehir merkezine gelen kadınlar, anneler ve küçük çocuklarıyla çarşıya çıkan aileler için yeterli, temiz ve kullanışlı lavabo, WC ve bebek bakım alanları var mı?
Bu sorunun cevabını kendi gözlerimle görmek istedim. Karşılaştığım manzaralar ise beni üzdü.
Begiye Camii’nin lavabolarında biriken çöpler, yönlendirme levhalarının eksikliği, kırık sifonlar, bozuk musluklar ve sabun bulunmayan kırık sabunluklar dikkat çekiyordu. Daha da üzücü olan, özel gereksinimli bir vatandaşımızın yaşananları bana işaret diliyle anlatmaya çalışmasıydı.
Ayrıca bebek bakım odası olarak bilinen bölümün kilitli olması, annelerin ihtiyaçlarının ne kadar göz ardı edilebildiğini düşündürdü.
Çarşıda görüştüğüm bazı vatandaşların, “Yetkililere söylesek ne değişecek?” sözleri de aklımda kaldı. Çünkü bir vatandaşın sorununu dile getirmekten vazgeçmesi, sorunun kendisi kadar düşündürücüdür.
Ardından birkaç yıl önce kadınların kullanımına sunulan Kadın Dinlenme Evi’ne gittim. Soğuk karo zeminler, dağınıklık ve temizlik açısından iç açıcı olmayan bir görüntüyle karşılaştım. Burada, köyden geldiğini, hasta olduğunu ve gidecek başka bir yeri bulunmadığı için sık sık bu alana geldiğini anlatan bir teyzemizle sohbet ettim.
Üstelik buranın kapısının bir gönüllü esnaf tarafından açılıp kapatıldığını öğrendim. Bir kamu hizmetinin devamlılığı, gönüllü bir esnafın anahtarına mı bağlı olmalı?
Çarşının merkezindeki Ulu Camii’nin kadın lavabolarını da gezdim gördüm. Kapının önünde üst üste yığılmış kullanılmayan kapı ve dolapları görünce içeride tadilat olduğunu düşündüm. Ancak gördüğüm manzara, daha önce karşılaştıklarımdan çok farklı değildi.
Bitlis’i her zaman gururla anlatıyorum. Tarihini, kalelerini, köprülerini ve insanlarını… Fakat şehrimizin en yoğun noktalarında kadınların temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği temiz, güvenli ve erişilebilir alanların neden yeterli olmadığını da sormak gerekiyor.
Bir yere “Kadın Dinlenme Evi” demek ya da bir odayı “bebek bakım odası” olarak belirlemek yeterli değildir. Önemli olan, bu alanların temiz tutulması, bakımının yapılması ve gerçekten ihtiyaç duyanların kullanımına açık olmasıdır.
Çünkü çarşıya gelen bir kadın; kucağında bebeğiyle, yaşlı annesiyle, hastalığıyla ya da köyünden saatlerce yol gelerek orada bulunabilir. Hepsinin ortak ihtiyacı, insan onuruna yakışır bir hizmettir.
Hepimiz “Kadınlar baş tacımızdır” sözünü duymuşuzdur. Peki, baş tacı dediğimiz kadınlara sunduğumuz hizmetler gerçekten bu sözün karşılığını taşıyor mu?
Kadınlara değer vermek yalnızca güzel sözler söylemekle olmaz. Onların kullanabileceği temiz, güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir alanlar oluşturmak gerekir.
Ben gittim, gördüm ve üzüldüm. Şimdi bu eksikliklerin giderilmesini istiyorum. Bu yazı bir suçlama ya da kavga çağrısı değil; yaşadığımız şehre sahip çıkma çabasıdır.
Çünkü eleştirmek bazen memleketi sevmemek sanılır. Oysa insan, sevdiği şehrin eksiklerini görmezden gelemez.
Bitlis daha temiz, daha yaşanabilir bir şehir olmayı hak ediyor. Özellikle kadınlar ve çocuklar için…
Çünkü baş tacı edilen kadın, her şeyden önce insan onuruna yakışır bir hizmeti hak eder.
Bitlis
Sağlık
Güncel
Asayiş
Eğitim
Çevre
Kadınlar Baş Tacıysa, Bu Manzaralar Neden?
Bir Bitlisli olarak kimi zaman haber peşinde, kimi zaman da şehrimin tarihini ve güzelliklerini görmek için çarşıya inerim. Bitlis’in taş sokaklarını, kalesini ve köprülerini her zaman gururla anlatırım.
Muhabir: Gönül OLCAY
Yorumlar





