Değerli okurlar,
Bitlis’in kaderini gerçekten bilmiyorum ama bazen bu şehir kendi kendine kötülük etmeye ant içmiş gibi görünüyor. Üzerimizde dolaşan kara bulutlardan değil, o bulutların yerini alan “yanlış kararların karanlığından” söz ediyorum.
Mevlana Parkı.
Bitlis’in kalbi.
Nefes aldığımız, çocuklarımızın güldüğü, ailelerin huzur bulduğu şehir merkezinin en değerli noktası.
İyi yapılmış işlerin başında gelen bu güzelliğin yanı başına bir baz istasyonu dikildiğinde, kimse bunun mantığını anlayamadı. Kimse de anlatamadı. Ben de bu soruyu “Çocuk Parkına Düşen Gölge” başlıklı yazımla gündeme taşıdım.
Ancak.
Yetkililerden tek bir cümlelik açıklama bile gelmedi.
Evet, yanlış duymadınız: Sessizlik.
Sanki Bitlis’in kalbine dikilen o istasyon değil de, sorumluların sessizliği gölgede bırakıyor her şeyi.
Vatandaş tepkili, endişeli, sorular soruyor.
Ama bu sorular havada asılı kalıyor çünkü cevap verecek bir muhatap çıkmıyor.
Yetkililer belki yine “Radyasyon değeri referans sınırlarının altında” diyecekler.
Peki mesele bu kadar basitse…
Neden çıkıp konuşamıyorlar?
Neden halka bilgi veremiyorlar?
Neden şehrin kalbine alınan bu riskli kararın gerekçesini paylaşamıyorlar?
Bu sessizlik, bilimsel bir açıklamadan daha çok şunu düşündürüyor:
Yanlış bir kararın arkasında duramayan bir yönetim anlayışıyla mı karşı karşıyayız?
Ülkenin birçok yerinde baz istasyonları yerleşim yerlerinden uzağa taşınırken, Bitlis’te tam çocuk parkının dibine kurulması nasıl savunulabilir? Çocukların oyun alanına gölge düşüren bu karar, en hafif tabirle umursamazlıktır.
Bu şehirde yaşayan insanlar, yönetenlerin sorumluluk aldığını duymak istiyor.
Şeffaflık istiyor.
Sahiplenme istiyor.
Ama özellikle bu konuda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, maalesef gelmedi:
Tabi ki açıklama
Mevlana Parkı’nın huzurunu gölgeleyen bu istasyon, derhal uygun bir noktaya taşınmalıdır. Bu konuda sorumlular, artık sessizlikle değil, icraatla konuşmalıdır.
Çünkü Bitlis’in kalbi çocukların kahkahasıyla çarpmalıdır; anten gölgesiyle değil.
Ve bu şehrin hak ettiği son şey de, sorunlar karşısında susan bir yönetimdir.