Silahların Gölgesinde Değil, Anlayışın Işığında Yaşayalım

Geçtiğimiz günlerde şehrimizde yaşanan bir park etme tartışmasının, bir insanın hayatına mal olması hepimizi derinden sarstı. Ne yazık ki bu olay bir ilk değil; son aylarda farklı sebeplerle yaşanan benzer silahlı çatışmalar toplumda endişe yaratıyor. Bu yaşananlar bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: Küçük bir anlaşmazlık bile, kontrolsüz öfke ve kolay ulaşılabilen silahlarla birleştiğinde geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor

Peki neden bu kadar öfkeliyiz? Psikoloji bilimi bize gösteriyor ki, öfke aslında insana ait doğal bir duygu. Ancak öfkenin ifade ediliş biçimi sağlıksız olduğunda şiddete dönüşüyor. Birçok insan günlük hayatın stresini, ekonomik sıkıntıları ya da geçmişteki kırgınlıklarını farkında olmadan biriktiriyor. En küçük bir tartışma, bu birikmiş duyguların patlamasına sebep oluyor. O an, kişi karşısındaki insanı değil, aslında içindeki çaresizliği ve bastırdığı öfkeyi hedef alıyor

Bir diğer önemli faktör ise silahlanmadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, bireysel silahlanmanın yüksek olduğu toplumlarda cinayet oranları da yükseliyor. Çünkü öfke anında elin altında bir silah olması, düşünmeye fırsat bırakmadan şiddete başvurmayı kolaylaştırıyor


Peki çözüm ne?
Belediyelerin , kamu kurumlarının ve kuruluşların ve STKların işbirliğiyle Öfke kontrolü eğitimleri, iletişim becerileri eğitimleriyle topluma yol göstermeleri. Ve toplumun temel taşı olan ailelerin çocuklarını bilinçli olarak yetiştirmesi.

Unutmayalım ki hiçbir öfke, bir insanın yaşamından daha değerli değil. Hepimiz, silahların gölgesinde değil; anlayışın, hoşgörünün ve güvenin ışığında yaşamayı hak ediyoruz.