Şehitlerin Gölgesinde Eğlence Olmaz

Değerli okurlar, Dün akşam saat 18.47’de telefonuma Tatvan Belediyesi tarafından bir mesaj gönderildi. Tatvan’da düzenlenen Kültür Sanat Festivali’nin 11. gecesine dair bir davet mesajıydı bu. Mesajda, sahil etkinlik alanında Sipan Xelat ve Kolektifa Ritmen Azad isimli sanatçıların konser vereceği duyuruluyordu. Tüm halkımız davetliymiş. Bir an durakladım. Çünkü içimdeki ses, “Olmaz” dedi. Olmamalıydı. Çünkü bugün bu topraklarda yüreklerimiz yangın yeri. Ülkemiz şehitlerine ağlıyor. Üstelik bu şehitlerden ikisi Bitlisli. Kendi memleketimizin evlatları, kendi toprağımıza düşen iki yıldız daha… Onlar toprağa düşmüşken, biz nasıl sahnede ışıkları yakıp şarkılarla alkış tutabiliriz? Bu konserin iptal edilmemesi, açıkçası vicdanları kanatıyor. Keder ile eğlenceyi birbirinden ayırmak, toplum olmanın asgari sorumluluğudur. Evet, sanat güzeldir, kültür güzeldir. Ama her şeyin bir vakti, bir ölçüsü vardır. Yas tutan bir memlekette davul zurna çalınmaz. Hüzün, hürmet ister. Dahası, tam da Türkiye’nin “adım adım terörsüz bir gelecek” için çaba gösterdiği, DEM heyetinin Cumhurbaşkanı’nı ziyaret ettiği, bir çözüm dili arandığı bu günlerde. Hangi mesajı veriyoruz bu konserlerle? Hangi yaraya merhem oluyoruz? Hangi toplumsal dayanışmayı pekiştiriyoruz? Maalesef hiçbirine. Bu organizasyonu iptal etmek Tatvan Belediyesi’nin elindeydi. Keşke “doğruya doğru” diyebilseydik. Keşke, “Şehitlerimizin ailelerine saygımız var, kalbimiz yaslı, bu yüzden festivalimize ara veriyoruz” diyebilseydik. Bu kadar basit, bu kadar insani bir refleks. Ama olmadı. Kimse kusura bakmasın. Bugün bu topraklarda acı var. Ve biz bu acıya saygı duymak zorundayız. Çünkü toprağa düşen o evlatlar hepimizin evladı. Hepimizin vicdanı. Kültür de sanat da elbet yaşasın. Ama önce vicdan yaşasın.