Sarı-Siyahın Peşinde Eski Günlere Yolculuk


Değerli okurlar,
Geçmişe duyulan özlem bazen insanın yüreğini ısıtır, bazen de içinde buruk bir sızı bırakır. Bazı anılar vardır ki, ne kadar istesek de geri getirmek güçtür. Son günlerde Bitlis’te gördüğüm manzaralar beni hem çocukluk yıllarıma götürdü hem de fazlasıyla duygulandırdı.
Bitlis büyük bir şehir değil… Burada olup biteni duymak, görmek çok kolay. Ama bu aralar şehrin üzerine bambaşka bir heyecan çökmüş durumda: Bitlis Spor sevdası. Sokakta nereye baksanız, sarı-siyah formasıyla gezen gençlerimizi, çocuklarımızı görmek mümkün. Öyle ki, artık Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi büyük takımların formalarını bile göremez olduk. Demek ki, bir ilin takımı, rengi ve özü tarafsız olmalı ki hep birlikte kenetlenelim, tek yürek olalım. Bugün şehirde tam olarak bu tablo var.
Bitlis’in kurtuluşu dolayısıyla kurulan Bitlis Spor standında yüzlerce forma dağıtıldı. Her yer sarı-siyah.Umudumuz şampiyonluk. Eski günlerdeki gibi “En büyük sarı-siyah” sloganları yankılanıyor. Çocukluğumda Bitlis Spor’un 2. Lig maçlarına gider, gazeteler dağıtır, tribünde o sloganları haykırırdık. O anları dün gibi hatırlıyorum.
Şimdi içimde bir soru var: Acaba o eski günler geri gelir mi? Belki de en azından bir 3. Lig şampiyonluğu yaşar mıyız? Umutlar büyük, beklentiler yüksek. Ama biliyoruz ki, bu işin ucu maddiyata dayanıyor. Amatör ya da profesyonel… Futbolun yükünü tek başına kimse taşıyamaz.
Bu yüzden, karınca kararınca hepimiz elini taşın altına koymalıyız. Bir forma bile alsak, elimizi cebimize atmalıyız. Az ya da çok fark etmez… Önemli olan Bitlis Spor’un varlığını yaşatmak. Çünkü artık bir Bitlis Spor’umuz var, sarı-siyah bayrağımız dalgalanıyor ve bu şehir bu renklere yeniden inanmaya başladı.
Belki de en güzel günler, yeniden yaşanacak günlerdir…