LGS Tercihinde “3 Idiots” Gerçeği: Sevdiğin Mesleği Seç, Hayat Boyu Çalışmazsın


Yılın en kritik dönemlerinden biri daha geldi: LGS tercih süreci. Veliler yine telaş içinde, öğrenciler ise geleceklerini şekillendirecek kararlar vermeye zorlanıyor. Bu dönemde, Hindistan sinemasının unutulmaz yapımlarından biri olan “3 Idiots” filmi hepimize evrensel ve zamansız bir gerçeği hatırlatıyor:
“Sevdiğin mesleği seç, hayat boyu çalışmazsın.”
Sevgiyle Yapılan İş Başarıyı Getirir
Film, eğitim sisteminin ezberci ve baskıcı yönünü eleştirirken, bireysel mutluluk ve gerçek başarının ancak tutkuyla yapılan işlerde mümkün olduğunu güçlü bir şekilde vurguluyor. İnsan, sevdiği işi yaptığı zaman çalıştığını bile hissetmez. Hayatı daha anlamlı ve üretken bir hale getirir. Ancak bizde, özellikle LGS tercih dönemlerinde, bunun tam tersi bir tablo yaşanıyor.
Ne yazık ki veliler, çocuklarının yeteneklerini ve eğilimlerini çoğu zaman göz ardı ediyor. Özellikle hayal dünyası zengin olan ama akademik başarıda zorlanan öğrenciler, meslek liselerine yönlendirileceğine, “babasının yaptığı işi yapmasın” diyerek hor görülüyor. Oysa bu yaklaşım hem bir cevheri yok etmekte hem de aile içinde küçük düşürücü ifadelerle toplumsal ayrışmayı körüklemektedir.
İyi Okul, İyi Meslek, İyi Hayat… Gerçekten mi?
Toplumumuzda yaygın bir inanış var: İyi okul okursan iyi meslek sahibi olursun, böylece iyi bir hayat yaşarsın. Ancak bu ezber, her öğrenciye aynı kalıbı dayatıyor. Doktorluk, mühendislik ya da avukatlık gibi meslekler başarı ölçütü haline gelirken, çocuğun kişisel yetenekleri ve hayalleri hiçe sayılıyor.
Veliler zamanında gerçekleştiremedikleri hayalleri çocukları üzerinden yaşama telaşına kapılıyor. Ama çocukların hayalleri, velilerin yarım kalmış hikâyelerini tamamlamak için değil, kendi hayatlarını inşa etmek için vardır. Bu gerçek göz ardı edilince çocuklar kendi benliklerinden uzaklaşıyor, mutsuzlaşıyor ve potansiyellerini ortaya koyamadan sistem içinde kayboluyor.
İstemediği Okulda Okuyan Çocuk Mutsuz Olur
Pek çok öğrenci ailesinin baskısıyla istemediği okullara yöneliyor. Akademik liseler tercih ediliyor ama sonuç çoğu zaman hüsran oluyor. Oysa o öğrenci, belki beceri gerektiren bir işte ya da teknik bir alanda çok daha başarılı olacakken, kendini dört duvar arasında hapsolmuş gibi hissediyor. İlgisini kaybediyor, okuldan soğuyor ve eğitimden kopmaya başlıyor. Sonuçta lise diplomasını bile almadan okuldan ayrılıp bir ustanın yanında çıraklığa başlayan binlerce öğrenciyle karşılaşıyoruz.
Kaybolan bu gençler aslında sadece kendi hayatlarını değil, toplumu da bir değerden mahrum bırakmış oluyor.
Meslek Liselerine Olan Önyargı
Ülkemizde meslek liseleri hâlâ “başarısız öğrencilerin mecburiyeti” gibi algılanıyor. Oysa gelişmiş ülkelerde meslek liseleri sanayinin, teknolojinin ve üretimin kalbi durumunda. El becerisi, üretim gücü ve teknik uzmanlık meslek liselerinde gelişir. Türkiye de üretim toplumu olmayı hedefliyorsa bu liselerin hak ettiği itibarı geri kazanması gerekiyor.
Velilerin en büyük yanılgısı, çocuğun potansiyelini sadece sınav başarısıyla ölçmek. Oysa asıl mesele; çocuğun neyi yaparken mutlu olduğu, hangi işte kendini gerçekleştirebildiğidir.
LGS tercihlerinde ailelere düşen en büyük sorumluluk; çocuklarının gerçek yeteneklerine, ilgi alanlarına ve hayallerine kulak vermektir. Başarı, kalıpların dışına çıktığınızda gelir.