Yetkililer tarafından Bitlis Gazibey Mahallesi Yeşil Camii civarında oturanlar için yapılan duyuru hepimizi endişelendirdi:
“Çığ tehlikesi bulunan bölgeler ulaşıma kapatılmıştır. Köy servisi olmayacaktır. Yolları kullanmayınız. Üst kısımdaki mahalle sakinleri damlara çıkmasın. Köyün ulaşımı AFAD’dan bilgilendirme gelene kadar açılmayacaktır.”
Kâğıt üzerinde bakıldığında bu açıklama, vatandaşları uyaran ve güvenliği önceleyen bir karar gibi görünebilir. Ancak işin bir de başka boyutu var: Bu bölgede yaşayan insanlar ne olacak?
Çığ tehlikesi varsa, o bölgede yaşayan vatandaşlar yalnızca kendi kaderlerine terk edilemez. Güvenli alanlara sevk edilmesi gereken, sağlık hizmetlerine erişimi sağlanması gereken, acil ihtiyaçları planlanması gereken gerçek insanlar var orada.
Çocuklar, yaşlılar, hastalar, yalnız yaşayanlar. Onların durumu düşünülmeden alınan her karar eksik kalır.
Eğer risk gerçekten bu kadar büyükse, alınması gereken ilk tedbir,
güvenli tahliye planı oluşturmak,
geçici konaklama alanları hazırlamak,
yiyecek, içecek ve sağlık desteğini organize etmek olmalıydı.
Bugün görüyoruz ki, duyuru yapıldı, yollar kapalı.
Ama mahallede yaşayan insanlar, endişeleriyle baş başa bırakıldı. Oysa devlet dediğimiz mekanizma, en zor günde vatandaşının yanında durmak zorundadır.
Çığ tehlikesi bir doğa olayıdır, engelleyemeyebiliriz.
Ama ihmali engelleyebiliriz.
Bu yaşananlar bize bir kez daha gösteriyor ki; kriz yönetimi yalnızca yasak koymak değildir. Aynı zamanda insanları koruyacak çözümü üretmektir.
Yetkililere çağrımdır:
Bu mahallede yaşayanların sesini duyun.
Onları yalnız bırakmayın.
Uyarılar kadar, destek planlarını da şeffaf biçimde açıklayın.
Çünkü her şeyden önce, vatandaşın güvenliği ve huzuru söz konusudur.