HARABELERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI


Değerli okurlar
Araştırmacı yazar Törehan Serdar’ın dün sosyal medyada paylaştığı o kareye uzun süre baktım. Bitlis’in taş binalarının dökülen duvarları, yıkılmışlığı, boş göz çukurlarını andıran pencereler. Her bir taş, bin yıllık bir hikayeyi sessizce haykırıyor. Serdar, bu görüntülerin altına “KADİM ŞEHRİN GÖZYAŞLARI” başlığını atmış ve Gazi Mustafa Kemal’in 1916 yılında Bitlis’i gördüğünde söylediği o tarihi cümleyi hatırlatmış: “Şehrin bu görüntüsü bana Pompei’yi, Ninova Harabelerini hatırlatıyor.”
Aradan geçen bir asırdan fazla zaman, ama değişmeyen bir manzara.
Gazi’nin gördüğü harabelerle bugünün Bitlis’i arasında fark neredeyse yok. Bu, sadece taşların çöküşü değil, bir medeniyetin hafızasının yavaş yavaş silinişidir.
Bugün beton kuleler göğe doğru yükselirken, Bitlis’in kadim taş evleri sessizce yıkılıyor. Her biri geçmişin bir sayfası olan bu yapılar, ilgisizlikle, plansızlıkla, “modernleşme” adı altında yok oluyor. Kimi zaman “restorasyon” diye yapılan çalışmalar, tarihe ikinci bir darbe vuruyor, orijinal dokunun yerine yapay cepheler dikiliyor.
Oysa bir şehir, sadece yeni binalarla değil, geçmişine sahip çıkarak büyür. Bitlis’in sokaklarında yürüyen biri, Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Ermeni taş ustalarından Kürt mimarlarına kadar uzanan bir ortak emeğin izlerini görür. Fakat bugün o izler, rantın, ilgisizliğin ve bürokratik körlüğün altında eziliyor.
Törehan Serdar’ın paylaşımı aslında bir fotoğraf değil, bir feryat. Çünkü bir şehir yıkıldığında sadece taşlar değil, hafızalar, kimlikler ve kuşaklar arası köprüler de yıkılır. Bitlis’in gözyaşları, sadece geçmişe değil, bugüne de dökülüyor.
Yetkililere, akademisyenlere, mimarlara ve en çok da bu topraklarda yaşayanlara bir çağrıdır bu:
Bitlis’in kaderini “harabe” olmakla yazmayalım.
Tarihi binaları sadece turizm broşürlerine süs yapmak için değil, geleceğe bırakılacak bir miras olarak görelim.
Bir zamanlar Pompei’ye, Ninova’ya benzetilen bu şehir, yeniden dirilmeyi hak ediyor.
Çünkü kadim şehirler ölmez, yalnızca ihmal edilirse sessizce gömülürler.