Gaziantep’te yaşayan 59 yaşındaki terzi Nurettin Avcı, yarım asırdır elinden iğne ipliği düşürmeden, ustasından yadigâr kalan 1950 model dikiş makinesiyle mesleğini sürdürüyor.
Yaklaşık 15 metrekarelik küçük dükkânında, teknolojinin hızla ilerlemesine rağmen eski usulle çalışmayı tercih eden Avcı, 50 yıldır makas, metre ve iğnesiyle hazır giyim sektörüne direniyor. Çocuk yaşta başladığı mesleğini aynı dükkânda sürdüren Avcı, her gün sabah dikiş makinesinin başına geçerek müşterilerinin söküklerini dikiyor, kıyafetlerini tamir ediyor.
Henüz 7 yaşındayken bir terzi ustasının yanında çırak olarak mesleğe adım atan Avcı, o gün bugündür aynı tutkuyla çalışıyor. 1974 yılında kendi iş yerini açan usta terzi, yarım asırlık emeğiyle hem ekmeğini kazanıyor hem de mesleğini yaşatıyor.
“Bir meslek sahibi olmak için ilkokulu bitirdikten sonra ustamın yanında terziliğe başladım. Çıraklık, kalfalık, ustalık derken yıllar geçti. Bu meslekle üç çocuk büyüttüm,” diyen Avcı, mesleğe olan bağlılığını şu sözlerle anlattı:
“Mesleğimi çok seviyorum, ömrümü verdim. Terzilik sabır isteyen bir iş; adeta iğneyle kuyu kazıyoruz. Artık bu işi öğrenmek isteyen genç yok ama inanıyorum ki gelecekte bu meslek yeniden kıymet kazanacak.”
Avcı, ustasından miras kalan 1950 model dikiş makinesiyle çalışmaya devam ediyor:
“Ustam bu makineyi 1952 yılında almış. Onun vefatından sonra bana kaldı. Hâlâ ilk günkü gibi çalışıyor. Benim için hem bir hatıra hem de işimin temel parçası.”
Dikiş makinesinin tıkırtısı, Avcı’nın çalıştığı pasajın sessizliğinde yankılanırken, emektar terzi her dikişinde hem anılarını hem de mesleğe olan sevgisini ilmek ilmek yaşatıyor.