Yazıma başlarken, “umutlarını yitirmedi desem yeridir” diye başlamak istiyorum. Çünkü bu hikâye, her şeye rağmen dimdik ayakta kalmaya çalışan bir genç kızın hikâyesi.
Daha 15 yaşında kemik kanserine yakalanan Tatvanlı Şevin. Hastalığı bir kez yenmiş, ancak ikinci kez nükseden bu amansız mücadele sonunda bir bacağını kaybetmişti. Ama o, yaşadığı onca zorluğa rağmen hayallerinden vazgeçmedi. Çünkü onun yarım kalan bir hikâyesi vardı.
Sesiyle insanlarım etkileyen, sahnelerde yer alan Şevin, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’nda eğitimine devam ederken yaşadığı süreç nedeniyle okulunu bırakmak zorunda kaldı ve memleketine döndü. Ancak o hiçbir zaman pes etmedi. Gözlerindeki ışıltı, kurduğu cümlelerdeki cesaret bunu açıkça gösteriyordu.
Bir protez bacak… Belki çoğu insan için sıradan bir ihtiyaç. Ama Şevin için hayallerine yeniden yürüyebilmenin tek yolu. Bu nedenle basın aracılığıyla bir çağrı yaptı. Bizler de Bitlis Doğru Haber olarak onun sesini duyurmak için elimizden geleni yaptık. Kapısını çaldık, hikâyesini dinledik ve bu çağrıyı daha fazla insana ulaştırmaya çalıştık.
Ve gerçekten de o çağrı karşılıksız kalmadı. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar aradı, “Şevin’e nasıl ulaşabiliriz?” diye sordu. Yapılan yardımlar sadece maddi değil, aynı zamanda büyük bir vicdanın ve merhametin göstergesiydi. Her geçen gün artan bu destek, aslında toplumun hâlâ ne kadar duyarlı olduğunu bize gösterdi.
Çok geçmeden beklenen o güzel haber geldi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şevin’in protez bacak ihtiyacını karşılayacağını açıkladı. Bu haber hem Şevin’e hem de bizlere büyük bir mutluluk yaşattı. Çünkü artık onun yarım kalan hikâyesi tamamlanmaya bir adım daha yakındı.
Ancak bu hikâyede içimizi burkan bir başka gerçek daha var.
Şevin’in sesi Türkiye’nin dört bir yanına ulaşırken, ne yazık ki Bitlis’te aynı yankıyı bulamadı. Bu şehirde görev yapan siyasiler, bürokratlar ve yetkililer… Gerçekten hiç mi duymadınız bu çağrıyı? Hiç mi bir çocuğun hayallerine kulak vermediniz?
Bir ilin evladı yardım isterken, başka bir şehirden destek gelmesi elbette gurur verici. Ama kendi memleketinde sessizlikle karşılanması da bir o kadar düşündürücü değil mi?
Bitlis’in yöneticilerine sormak gerekiyor: Bu sessizlik neyin göstergesi? Yoğunluk mu, duyarsızlık mı, yoksa görmezden gelmek mi?
Toplum olarak en büyük sınavlarımızdan biri, zor zamanlarda birbirimize ne kadar sahip çıktığımızdır. Bu sınavda sınıfı geçenler olduğu gibi, ne yazık ki geride kalanlar da var.
Şevin’in hikâyesi bir başarı hikâyesine dönüşüyor olabilir. Ama bu süreçte kimlerin yanında olduğu, kimlerin sessiz kaldığı da asla unutulmayacak.
Ve bu yüzden söyleyecek tek bir söz kalıyor:
Bitlis’in yetkililerine… Bu sessizlik size yakışmadı.