Gazetecilik Paylaşım Değil, Sorumluluk Mesleğidir


Dün Bitlis Valisi’nin, Bitlis ve ilçelerinde görev yapan yerel, ulusal ve sosyal medya temsilcileriyle bir araya geldiği “kahvaltı programı” haberini okuduğumda, orada bir yanlışlık olduğunu fark ettim. Bu durumu düzeltmek ve bazı gerçekleri hatırlatmak adına bu satırları yazma gereği duydum.
Öncelikle kimse alınmasın, gücenmesin. Ancak açık konuşmak gerekirse, Bitlis merkezde görev yapan ben dahil ulusal ve yerel gazetecilerin çoğunluğu o kahvaltıya katılmamıştır.
Peki, neden?
Bu sorunun cevabı basit ama bir o kadar da düşündürücü. Sosyal medya hesaplarında paylaşım yapanlarla, yıllardır kalemini sadece halka hizmet için kullanan gerçek gazeteciler bir tutulamaz. Gazetecilik, bir “paylaşım mesleği” değil, bir sorumluluk mesleğidir.
Bitlis’te uzun zamandır konuşulan bir mesele var: “Gazetecinin kim olduğuna kim karar veriyor?”
Bir dönem basın kartları sorgulanmış, kimin gerçek gazeteci olup olmadığı tartışılmıştı. O günden bu yana da bu konu hep gündemimde oldu ve olmaya devam edecek. Çünkü bir kentin basın gücü, doğrulara ayna tutan kalemlerle ölçülür; sosyal medya etkileşimiyle değil.
Burayı fazla uzatmadan şunu da belirtmek isterim: Randevuları karşılık görmeyen, haberleri dikkate alınmayan, kamu adına soru sormaya çalışan gerçek gazeteciler hiçe sayılırsa, geriye ne kalır?
Gazeteci kimliği olmayanlarla bir araya gelmek, kahvaltı masasında güzel fotoğraflar vermek belki kolaydır; ama o karelerde basın etiği yoksa, samimiyet de yoktur.
Belki de asıl mesele, bazı makamların gazetecilerle makamda değil de farklı yerlerde bir araya gelmeyi tercih etmesidir.
Oysa bizler yıllardır Bitlis için elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz. Ne bir makam derdimiz var, ne de koltuk hırsımız. Bizim sevdamız sadece Bitlis.
Unutmayalım, makamlar ve mevkiler geçicidir.
Ama gerçek gazeteciliğin kalemi asla tükenmez.