Gazeteciler Neden Yoktu?


30 Ağustos Zafer Bayramı, milletimizin en anlamlı ve en büyük zaferlerinden birinin yıldönümü. Bitlis’te de bu kutlu gün, Vali Ahmet Karakaya ve eşi Özlem Karakaya Hanımefendi’nin ev sahipliğinde Polis Evi’nde düzenlenen bir resepsiyonla kutlandı.
Resepsiyona Tugay Komutanı’ndan Belediye Başkan Vekiline, Cumhuriyet Başsavcısından Rektöre, emniyet Müdür, Jandarma komutanı ve devletin tüm erkânı oradaydı. Şehit ve gazi aileleri, STK temsilcileri ve davetliler de resepsiyona katılarak bu anlamlı günü paylaştılar.
Ancak gözden kaçan ya da özellikle göz ardı edilen bir gerçek vardı. Gazeteciler yoktu.
Evet, yanlış duymadınız. 30 Ağustos Zafer Bayramı gibi ulusal bir gurur gününde düzenlenen resepsiyona, Bitlis’te kamuoyunu bilgilendirmekle görevli, haberin taşıyıcısı olan basın mensupları davet edilmedi.
Şimdi soruyorum:
Bitlis’te haberleri kim yapıyor? Kamuoyuna kimin aracılığıyla duyuruluyor?
Her gün sahada, soğukta, sıcakta, dağda, ovada görev yapan gazeteciler değil mi?
Resepsiyonun içeriği sosyal medyada servis edilen birkaç satırlık metinle mi sınırlı kalmalıydı? O coşku, o atmosfer, o birlik ve beraberlik ruhu, gazetecilerin gözünden halka aktarılmayacaksa, basının varlığı ne için?
Belki yetkililer açısından bir eksiklik gibi görülmemiş olabilir. Ancak bana göre bu, büyük bir eksikliktir. Çünkü gazeteciler yalnızca davetlilerden biri değil, kamu adına orada bulunması gereken birer gözlemcidir.
Üstelik şehit ve gazi ailelerinin onurlandırıldığı, devletin tüm kurumlarının aynı çatı altında buluştuğu bir etkinlikte basının yer almaması, “neden davet edilmedik?” sorusunu beraberinde getirmektedir.
Eğer “unutuldu” denilecekse bu unutkanlık kabul edilemez. Eğer “gerek görülmedi” denilecekse bu, basına ve dolayısıyla halka verilmiş yanlış bir mesaj olur.
Unutmayalım ki, kamuoyunu bilgilendirmek devletin olduğu kadar basının da görevidir. Ve bu görev, kapılar kapatılarak değil, kapılar açılarak yerine getirilir.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nda yaşanan bu eksiklik umarım bir sonraki resmi etkinlikte telafi edilir. Çünkü basını yok saymak, aslında halkı yok saymaktır.