Güncel

"En çok inandığımız şeylerin aslında sadece birer yanılsama olduğunu fark ettiğimizde geriye ne kalır?"

Beni bu soruya iten ve birden fazla düşüncenin kafamda sorgulanmasına sebep olan bu durumu tek bir olay etrafında açıklamak pek de mümkün olmaz.

Beni bu soruya iten ve birden fazla düşüncenin kafamda sorgulanmasına sebep olan bu durumu tek bir olay etrafında açıklamak pek de mümkün olmaz.
Birçok hadisenin bir araya gelip oluşturduğu karmaşık zincirde bir yansımayı fark etmek, o illüzyonu kıran bir ayna gibidir. Fikirler de bu kırılgan aynanın bir parçasıdır. Bir fikrin aslında bir yansıma olduğunu fark etmek onun hatalı veya sahte olduğu anlamına gelmez. Asıl önemli olan neye inandığımızdan ziyade inançlarımızın nasıl şekillendirdigimiz ve onları ne kadar özgürce sorgulayabildiğimizdir. Belki de bizi biz yapan sahip olduğumuz değişmez inançlar değil o inançların değişmesine izin verecek kadar cesur olan o benliğimizdir.
Somut bir yansıma olarak eğitim öğretim hayatını ele alalım bir öğrenci olarak okula ilk adım attığımız gün , aklımızda başarıya, arkadaşlığa, geleceğe dair karamsar bir ayna başlarız. O aynada gördüğümüz okul disiplinli bir koşuş öğretmenler birer figür, notlar ise kişiliğin tek göstergesidir. Ancak zamanla o ilk günkü aynanın yavaşça çatladığını hissederiz bu çatlama ;cevabını doğru bulduğumuz bir fizik sorusundaki mutluluk, ezberlediğimiz biyoloji konularının hayata yansımasını görmemizle ortaya çıkabilir. Mezuniyete yaklaştıkça okulun başında sahip olduğumuz katı fikirlerin aslında sadece birer yansıma olduğunu ve gerçek bilginin ise o inançların ötesinde kendi düşüncelerimizi özgürce şekillendirebildiğimiz o boşlukta filizlendiğini görürüz.

Ezcümle bu karmaşık hayat zincirinin bir parçası olan insan, hayatını sekillendirirken fikir yapısının değişebileceğini ve bu değişikliğin sadece olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmadığının farkına varıp bazı kırılmaların yeniden doğuşun oluşumuna sebebiyet verebileceğini düşünmelidir.

Unutulmamalıdır ki, en sağlam zannedilen kayalar bile zamanla suyun akışına boyun eğer; tıpkı en sarsılmaz inançların hayatın gelgitlerinde şekil değiştirmesi gibi. Aslolan, değişimin korkutuculuğunda kaybolmak değil, o değişimin getirdiği bilgelikle yeniden doğabilmektir.