“En Büyük Miras: Güzel Ahlaktır”


Hz. Muhammed’in “Bir babanın çocuğuna bırakabileceği en büyük miras güzel ahlaktır.” hadisi , nesillerin geleceğini belirleyen en temel hakikati ortaya koymaktadır. Mal, mülk, servet ve makam gelip geçicidir; fakat güzel ahlâk, insanın hem dünyasını hem de ahiretini şekillendiren kalıcı bir değerdir.
Her çocuk, insanın fıtratında var olan iyiliğe meyil, doğruyu arama ve güzeli tercih etme duygusuyla dünyaya gelir. Bu yönüyle çocuk, temiz bir sayfa, saf bir cevher gibidir. Ancak zamanla aile, çevre ve içinde bulunduğu toplum bu cevherin şekillenmesinde belirleyici olur. Anne babanın davranışları, kullandığı dil, gösterdiği sevgi ve sergilediği örneklik, çocuğun karakterine işleyen en güçlü unsurlardır. Bu nedenle çocuk eğitimi, sadece sözle değil; hal ile, duruş ile ve yaşayış ile verilen bir terbiyedir.
Geleceğimiz diye tabir ettiğimiz çocuklarımız yalnızca maddi ihtiyaçlarını karşılamak yeterli değildir. Onların kalbini besleyecek, ruhunu olgunlaştıracak ve karakterini sağlamlaştıracak manevi eğitim de en az bunun kadar önemlidir. Güzel ahlak; sabır, merhamet, doğruluk, saygı ve sorumluluk bilinciyle inşa edilir. Bu değerleri kazandırmak ise ailelerin asli vazifesidir.
Günümüzde teknolojinin baş döndürücü cazibesi, çocuklarımızı ekranlara bağımlı hale getirme riski taşımaktadır. Bilgisayarlar, telefonlar ve dijital dünyalar, doğru kullanılmadığında çocukların hem zihinsel hem de bedensel gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu noktada sorumluluk yine aileye düşmektedir. Yasaklayıcı değil yönlendirici bir yaklaşım ile çocukları dengeye davet etmek; onları sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlere yönlendirmek gerekmektedir. Çünkü sağlıklı bir nesil, ancak aklı ve bedeni dengeli gelişmiş bireylerden oluşur.
Çocuk terbiyesinde en önemli hususlardan biri de iletişim dilidir. Kırmadan, incitmeden, hakaret etmeden; dinleyerek, anlayarak ve değer vererek yaklaşmak gerekir. Kur’an-ı Kerim, bu konuda da bizlere rehberlik etmektedir. Hz. Nuh’un inkarcı oğluna bile “Ey oğulcuğum…” diye hitap etmesi, bir babanın şefkatinin ve merhametinin en güzel örneğidir. Bu hitap tarzı, çocuklarımızla kuracağımız ilişkinin nasıl olması gerektiğini açıkça göstermektedir.
Elbette çocuklarımızı çağın gerekliliklerinden uzak tutamayız. Teknolojiyi bilmeleri, kendilerini geliştirmeleri ve dünyayı tanımaları gerekmektedir. Ancak burada ölçü önemlidir. Zira bir Müslümana yakışan, zamanın imkânlarını doğru kullanmak ve gerektiğinde güçlü olmak için donanım sahibi olmaktır. Bu da ancak ahlâk ile yoğrulmuş bir bilinçle mümkündür.
Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli miras, ne servet ne de makamdır. Onlara kazandıracağımız güzel ahlak, hem onların hayatını anlamlı kılacak hem de topluma faydalı bireyler olmalarını sağlayacaktır.