"Ecelde herşeyi silerde geçer "


Eskiler kar için “berekettir” derdi. Toprağa rahmet, tohuma umut, kuraklığa merhem… Fakat kar, yalnızca bereket değildir; bazen insana hakikati acı ama berrak bir aynayla gösterir. Kar kirli dünyanın temiz yüzüdür. Sessizce yağarken, bağırmadan konuşur; kimseyi suçlamadan herkesin yerini değiştirir
Kar yağdı. Sokaklar sustu. Caddeler beyaz bir kefene bürünürken, vitrindeki ihtişam markaların kibri birer birer kara esir oldu. Yan yana dizilmiş araçlar, karın altında kimliksizleşti. Ne lüks kaldı ne sıradanlık… Hangi araç pahalıydı, hangisi ucuz; hangisi güçlüydü, hangisi zayıf… Hepsi aynı beyazlığın altında sustu. O an anlaşıldı ki, markanın bir ehemmiyeti yoktu. Kar, ünvanları ayaklar altına almıştı
İnsana ölüm gerçeğini hatırlatan da tam olarak budur. Nasıl ki ölüm geldiğinde tabelalar sökülür, koltuklar boşalır, rütbeler anlamsızlaşırsa; kar da hayattayken aynı dersi verir. İnsan, ünvanla yükseldiğini sanır; oysa ünvan insanı değil, insan ünvanı taşır. Taşıyamayanın elinde ise ünvan, ağır bir yükten başka bir şey değildir
Sanatçının dediği gibi "Ecelde her şeyi silerde geçer. "Kar, ecelin provası gibidir; gürültüsüz, tartışmasız ve geri dönüşsüz.