DENETİMSİZ BİR ŞEHİR SAHİPSİZ BİR ŞEHİRDİR


Değerli okurlar,
Bitlis’te yaşayan biri olarak memleketim adına hem büyük bir sevgi hem de derin bir kaygı taşıyorum. Bugünlerde Bitlis’in düşman işgalinden kurtuluşunun 109. yıldönümünü kutlamaya hazırlanıyoruz. Şehirde adeta bir bayram havası estirilmek isteniyor. Kutlamalar, etkinlikler, gelecek sanatçılarla birlikte Bitlis’in ruhuna renk katılması bekleniyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da coşku dolu bir atmosfer hedefleniyor.
Ancak bir şeyleri süsleyip parlatırken arka planda yaşanan çirkinlikleri görmezden gelmek mümkün değil. Özellikle son yıllarda şehirde artan inşaat çalışmaları sonrası ortaya çıkan enkazların gizlice dereye döküldüğünü görmek, insanın vicdanını sızlatıyor.
Dere üstünün açılmasıyla birlikte gün yüzüne çıkarılan tarih, insanın ruhuna adeta geçmişin asil izlerini taşıyor. Fakat bu izler, yanı başında dökülen molozlarla, çöp yığınlarıyla, toz dumanla silinmeye yüz tutuyor. Gözlerden ırak noktalara atılan çöpler, kontrolsüzce yapılan bina yıkımları ve sonucunda oluşan toz bulutları; Bitlis’in doğasına, tarihine ve insanına yapılmış büyük bir saygısızlık değil de nedir?
Bu manzaralar bize açıkça şunu gösteriyor: Bitlis’te etkin bir denetim mekanizması yok.
Ne zabıta etkin çalışıyor, ne çevre denetimi yapılıyor, ne de temizlik konusunda bir hassasiyet söz konusu. Temizlik görevlisinin devasa torbaları yerlerde sürüklemesi, torbaların yırtılarak çöp saçması bile kimsenin umurunda değil. Bu görüntüler, "bir şey yapıyoruz" algısı yaratırken aslında kentin imajına zarar veriyor.
Bitlis, sadece geçmişiyle değil, bugünüyle de onurlu bir kent olmalı. Bizler geçmişe sahip çıktığımız kadar bugünün sorumluluğunu da üstlenmeliyiz. Bu şehir buna fazlasıyla layık. Ama şunu unutmayalım: Denetimsiz bir şehir, sahipsiz bir şehirdir.