“Çiçek Değil, Güven: Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun”

Her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara çiçekler veriliyor, güzel sözler söyleniyor. Oysa içimizde derin bir soru var: Öldürülen, korunamayan kadınlar varken bu çiçekler neyi anlatıyor?
Aslında önce şu soruyu da sormak gerekir: Neden Kadınlar Günü?
Evet, Anneler Günü de var. Ama kadın sadece anne değildir. Kadın; emeğiyle çalışan, üreten, hayatın her alanında var olan bir bireydir. Bu yüzden 8 Mart, kadını yalnızca annelik rolüyle değil; emeğiyle, mücadelesiyle ve toplumdaki varlığıyla hatırlamak için vardır.
Kadınlar sadece sevilmek, değer görmek, emeklerinin fark edilmesi için mücadele etmedi. Birçoğu yaşayabilmek için mücadele etti. Şiddetten kurtulmak, korkmadan yaşamak, seslerini duyurabilmek için… Ama ne yazık ki bazı kadınların sesi duyulamadı. Yardım istedikleri halde korunamadılar.
Bir kadının hayatını kaybetmesi sadece bir haber değildir. O kadının yarım kalan hayalleri vardır. Geride kalan bir anne, bir çocuk, bir kardeş, bir dost vardır. Bir hayatın yok olması, aslında bir toplumun vicdanında açılan büyük bir yaradır.
Afetlerde de, savaşlarda da en çok zarar gören yine kadınlar oluyor. Evini, düzenini kaybeden; çocuklarını korumaya çalışan, hayatı yeniden kurmaya çalışan çoğu zaman kadınlar. En zor şartlarda bile aileyi ayakta tutan, umudu büyüten yine kadın oluyor.
8 Mart bu yüzden sadece kutlama günü değildir. Hatırlama ve sorumluluk günüdür.
Kadınların hayatını koruyamayan bir toplum, aslında kendi geleceğini de koruyamaz.
Kadınların korkmadan yaşayabildiği bir dünya kurmak; sadece kadınların değil, herkesin sorumluluğudur. Çünkü gerçek saygı, sadece bir gün çiçek vermekle değil, kadınların hayatını koruyabilmekle başlar.
Belki de bugün söylenmesi gereken en gerçek cümle şudur:
Kadınlar çiçeklerle değil, güvenle yaşamak istiyor.
Kadınlar günümüz kutlu olsun!