Bitlis Spor’a Söz Değil Destek Gerek

Ben “Bitlis Spor” denince hâlâ 1987 yılında 2. Lig’de mücadele eden Bitlis Spor günlerini hatırlıyorum. O zor şartlarda sarı-siyah gazete bastırıp maç öncesi dağıttığımız günler dün gibi aklımda. O dönem imkân azdı ama inanç büyüktü. Şimdi imkân daha fazla, fakat aynı birlik ruhunu görmekte zorlanıyoruz.
Bir haftadır kamuoyunun gündeminde olan Bitlis Spor ile Hakkari Zap Spor maçıyla ilgili gelişmeler bunun en somut örneği. Karşılaşmanın Sekiz Ağustos Stadı’nda oynanması için Türkiye Futbol Federasyonu ile yapılan yazışmalar sonuçsuz kaldı ve maçın yeniden Bitlis Eren Stadyumu’na alınacağı bilgisi geldi. Oysa Eren Stadyumu’nda ciddi eksiklikler olduğu biliniyor. Bu şartlarda maç öncesi ve sonrası sıkıntılar yaşanması ihtimali kimseyi şaşırtmaz.
Edindiğimiz bilgilere göre yazışmalar aslında olumlu ilerliyordu. Fakat son anda devreye giren bazı etkiler süreci tersine çevirdi. Futbolda saha sadece çimden ibaret değildir; arkasında lobi, destek ve sahiplenme vardır. Rakip takımların siyasi ve bürokrat desteğini görünce insan ister istemez imreniyor.
Bugün Bitlis’e baktığımda, takımın yanında açıkça duran isimlerin sayısı ne yazık ki çok az. Bu noktada hakkını teslim etmek gerekir: Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay ve yönetime öncülük eden Bitlis Spor Başkanı Caner Yamaç çaba gösteriyor. Ancak bir şehir takımı birkaç kişinin omzuna bırakılacak kadar küçük bir mesele değildir. Bitlis Belediyesi dışında güçlü bir destek zinciri oluşmaması düşündürücü.
Eskiden Bitlis bir bütündü. Tribününden esnafına, siyasetçisinden, bürokratından öğrencisine kadar herkes aynı renklere inanırdı. Şimdi ise kritik bir saha değişikliğinde bile ses veren Ne siyasi ne bürokrat göremiyoruz. Asıl soru şu: Şehir takımı yalnız kalırsa başarı nasıl gelecek?
Unutmayalım, bir kentin takımı o kentin ortak kimliğidir. Bürokratlar gelir gider, makamlar değişir; fakat şehir ve takım kalır. Bitlis’e ve Bitlis Spor’a en büyük desteği yine Bitlisliler verir. Başka yerlerden medet ummak yerine kendi değerimize sahip çıkmadıkça o eski günleri sadece hatıralarda ararız.
Bu hafta oynanacak kritik maç öncesi temennim şu: Sonuç ne olursa olsun, tribünde ve şehirde birlik görüntüsü verelim. Çünkü gerçek güç sahadaki 11 kişiden değil, arkasındaki şehrin yüreğinden gelir.