Bitlis’te bu yıl ilk kez düzenlenen ve üç gün boyunca süren Bitlis 1. Uluslararası Beşminare Film Festivali, sadece sinema dünyasına değil, aynı zamanda şehrin tanıtımına da umut ışığı oldu. Festival kapsamında Bitlis’e gelen ünlü oyuncular, yönetmenler ve senaristlerin Bitlis’i dış dünyaya tanıtma noktasında büyük roller üstleneceği aşikâr. Fakat bu ışığın ardında yıllardır süren bir karanlık da göz ardı edilmemeli.
Tarihi ve kültürel zenginliğiyle adeta bir açık hava müzesi olan Bitlis, maalesef tanıtım eksikliği nedeniyle hak ettiği değeri göremiyor. Bu sadece bizim düşüncemiz değil; yıllardır hem halk hem de yerel basın tarafından dile getirilen ortak bir haykırış. Ancak bugüne kadar sesimize kulak veren bir yetkiliyle karşılaşmadık.
Festivalin ilk gününde Bitlis Eren Üniversitesi Konferans Salonu’nda düzenlenen açılış programına ben de katıldım. Katılım oldukça yoğundu. Ünlülerin ilgisi, salonda festival havasını bir şölene dönüştürdü. Konuşmalardan birinde, Bitlisli bir yetkili, şehirdeki tescilli yapıların sayısının Mardin’den daha fazla olduğunu ifade etti. Bu iddiaya katılmamak elde değil. Ancak sormak gerekir: Eğer bu yapılar kaderine terk edildiyse, sayılarının ne önemi var?
Sokaklarında yürürken tarih fısıldayan Bitlis’in bazı bölgeleri adeta harabe görünümünde. Özellikle güney girişinde, yıkık dökük haldeki tarihi yapılar ve geceleri ışıklandırılmayan sokaklar, bu güzelliği adeta görünmez kılıyor. Her fırsatta "Mardin gibi olmalıyız" deniyor ama unutulmamalı ki Mardin olmak sadece yapılarla değil, o yapıları ayağa kaldırmak ve dünyaya tanıtmaktan geçer.
Geçmişte defalarca gündeme getirdiğimiz bu yıkık ve virane tescilli binalar, hala yerle bir olmaya terk edilmiş durumda. Festivalin sunduğu bu önemli fırsat, sadece üç gün süren bir etkinlik olarak kalmamalı. Bu etkinlik, Bitlis’in kültürel varlıklarının korunması, onarılması ve uluslararası alanda tanıtılması için bir milat olmalı.
Bitlis bir hazine. Ancak bu hazineyi tanıtmak, korumak ve geleceğe taşımak bizim elimizde. Kusura bakmayın ama bu şehirde yaşıyor olmak, onu sadece sevmek değil; sahip çıkmakla da mümkündür. Ünlüler geldi, ışıklar yandı… Peki ya festival bittiğinde?
Yetkililere sesleniyoruz: Artık sadece festival süresince değil, her gün Bitlis için harekete geçin.