Ateş Altında Bir Bayram: Gazze ve Unutulan Değerlerimiz

Yazan:Taner ALPTEKİN

Kurban Bayramı, Müslüman coğrafyaların dört bir yanında farklı duygularla karşılanıyor. Bir yanda huzurla kurbanlar kesmeye hazırlanan insanlar, diğer yanda ise bombaların gölgesinde canını, evini, ailesini yitirmiş Gazzeliler... Bugün Gazze’de bayram, acının adı oldu. Çocukların bayramlık hayali değil, hayatta kalma mücadelesi var. Ev değil, harabe; sofra değil, enkaz; bayram değil, yas... Gazze’de yaşananlar sadece fiziksel bir yıkımı değil, insanlığın vicdanında da büyük bir tahribatı temsil ediyor. Ancak bu bayramın hüznü yalnızca savaş bölgeleriyle sınırlı değil. Sessiz bir yıkım da kendi içimizde yaşanıyor: insani bağların kopuşu. Bayramlar, birliğin, beraberliğin, kardeşliğin yeniden hatırlandığı müstesna zamanlardır. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bayramların bile bizi bir araya getirmekte zorlandığını görüyoruz. Çünkü bir araya gelmeyi unuttuk. Kendi ailemizle, akrabamızla, komşumuzla, cemiyetimizde dahi bir olamıyoruz. Oysa ümmet olmak; sadece aynı kıbleye yönelmek değil, aynı yürekte buluşabilmektir. Biz bugün, aynı şehirde yaşayan iki kardeşin bile küs kaldığı, selamı esirgediği bir dönemdeyiz. Bu şartlarda nasıl ümmet olabiliriz? Gazze yanıyor… Doğu Türkistan susturulmuş… Arakan unutulmuş… Yemen açlığa terk edilmiş… Ama biz hâlâ birbirimize sırt dönmekte ısrar ediyoruz. Bu yüzden acılar karşısında etkisiz, haksızlıklar karşısında sessiz kalıyoruz. Çünkü kendi içimizde bir olmadığımız için ümmet olamıyoruz. Kurban Bayramı, sadece bir hayvanın kurban edilmesi değil; nefislerin, kibirlerin, öfkelerin kurban edilmesidir. Ancak o zaman arınırız. Ancak o zaman yeniden bir oluruz. Ve ancak o zaman ümmet oluruz.
Bayramlar Bizi Birbirimize Bağlayan Köprülerdi Kurban Bayramı, sadece bir ibadet değil; paylaşmanın, hatırlamanın, affetmenin ve birliğin ifadesidir. Bir zamanlar bayramlar, dargınların barıştığı, uzak akrabaların bir araya geldiği, büyüklere hürmetin, küçüklere sevginin gösterildiği müstesna zamanlardı. Ancak bugün, bayramlar artık sadece "resmi tatil" gibi yaşanıyor. Ev ziyaretlerinin yerini mesajlar, sıcak sarılmaların yerini soğuk ekranlar aldı. Aynı apartmanda yaşayanlar birbirine uğramaz oldu. Akrabalık, artık sadece soy kütüğünde kalan bir tanım. Oysa Kurban Bayramı, "yakınlaşmak" demektir. Kurban, insanın hem Allah’a hem insana olan yakınlığının sembolüdür. Gazze Bizim Aynadaki Yüzümüzdür Bu bayram, Gazze’nin sessiz feryadına kulak verirken, kendi sessizliklerimize de dikkat kesilelim. Ailemizi, komşumuzu, akrabamızı arayalım. Gönül köprülerini yeniden kuralım. Çünkü biz birbirimize sahip çıkmazsak, elimizde kalan sadece bireysellik, yalnızlık ve maneviyatsızlık olacaktır.
Bayram Bir Yeniden Diriliştir Kurban Bayramı’nın ruhu, Hz. İbrahim’in teslimiyeti, Hz. İsmail’in sadakati ve kurbanla simgelenen bağışlanmadır. Bu bayram, sadece kurban kesmeyelim. Kırgınlıkları keselim. Sessizlikleri bitirelim. Ve en önemlisi: Gazze’yi unutmayalım. Onlar için dua edelim, yardım edelim ama en önemlisi, onların yaşadıklarını sadece bir "haber" gibi değil, bir "uyanış" çağrısı gibi görelim.