Asgari Ücretli ve Emeklinin Bitmeyen Çilesi”

Değerli okurlar,
Bugün belki de toplumun en geniş kesimini ilgilendiren, ama nedense en az duyulan seslerin taşıdığı bir yaraya dokunacağız: asgari ücret ve emeklilere verilen zam oranları. Yıllardır konuşulan, yıllardır tartışılan fakat bir türlü çözülemeyen bu mesele, artık kronikleşmiş bir toplumsal sorun haline gelmiş durumda.
Oysa konunun en temelinden başlamamız gerekiyor. Bir ömür boyu çalışmış, alın teriyle sigorta primini yatırmış, yıllarca ayları değil günleri sayarak emeklilik hayali kurmuş milyonlarca insan.
Ve bugün, aldığı emekli maaşıyla ay sonunu getirmeyi bırakın ayın üçte birini bile çıkaramayan bir gerçeklikle yüz yüze.
Emeklilik, insanın hayatının en sakin, en güvenli dönemini yaşaması gereken çağ değil midir? Peki, bu insanların doğal hakkı olan insanca yaşama standardı ne zaman sağlanacak? Ne zaman emekli, “Bugün ne pişireceğim?” derdini düşünmeden hayatın tadına varabilecek? Kısacası, ne zaman hak ettikleri maaşa kavuşacaklar?
Gelelim diğer acı tabloya. Asgari ücretliler. Bir zamanlar yılda iki defa zam alan, en azından enflasyon karşısında tam kaybolmayan maaşlarıyla bir nebze nefes alabilen bu kesime artık yılda sadece bir kez zam yapılması, asgari ücreti adeta eriten bir sisteme dönüşmüş durumda. Sürekli artan fiyatlar, market raflarının her hafta değişen etiketleri, tencereye girecek eti geçtik, ekmeğin bile hesap kitapla alındığı bir düzen.
Asgari ücretli de emekli de bir süredir aynı hisse sahip. Üvey evlat muamelesi görmek.
Hal böyleyken akıllara tek bir soru geliyor.
Bu insanların yüzleri ne zaman gülecek? Ne zaman pazar filesi içeri doğru dolacak, poşet sayısı artacak?
Her açıklanan zam, daha cebe girmeden eriyen bir “müjdeye” dönüşürken, toplumun en kırılgan iki kesimi umutla hükümetten, yöneticilerden, karar vericilerden adil bir düzenleme bekliyor.
Çünkü mesele sadece maaş değil.
Mesele, insanca yaşama hakkı.
Görecek gün var mı bilmiyoruz, ama bildiğimiz bir şey var: Bu ülkenin asıl yükünü taşıyan emekliler de, asgari ücretliler de artık hakkını istiyor. Abartılı değil, imkânsız değil, sadece hak ettikleri kadar.
Bir gün gerçekten müjdeye benzeyen bir müjde duyabilmek umuduyla.