25 Kasım Görmezden Gelinen Acıların Günü


Her yıl 25 Kasım geldiğinde, sadece bir gün değil, görmezden gelinen acıların gölgesinde bir tarih daha takvime düşer. Kadına yönelik şiddetle mücadele günü, aslında milyonlarca kadının sessiz çığlıklarının yıl dönümüdür. Bu gün, istatistiklerden ibaret olmayan, her biri ayrı bir ömür, umut ve direniş olan hayatlara bir kez daha kulak verme günüdür.
Kadına yönelik şiddet, sadece fiziki saldırılarla sınırlı değil. Bazen bir kelimede gizlidir, bazen bir bakışta, bazen ise sessizliğin kendisindedir. Sessiz kalmak, görmezden gelmek, yok saymak… İşte tam da bu davranışlar, şiddetin en sinsi biçimlerini besler. Her gün binlerce kadın, sadece kadın oldukları için toplumda ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor, ekonomik özgürlüğü kısıtlanıyor, söz hakkı elinden alınıyor, hatta yaşam hakkı dahi tanınmıyor.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliği bir fikir ayrılığı değil; bu, insan hayatını ilgilendiren, derin bir vicdani meseledir. Kadına yönelik şiddetin her biçimi
fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik ya da dijital bireyin hayatını örselerken toplumun temel yapı taşlarını da sessizce yıkıyor. Hayatlar yarım kalıyor, çocuklar travmalarla büyüyor, hayaller kararıyor.
25 Kasım, tam da bu nedenlerle bir hatırlatma değil, bir uyanıştır. Bu gün, unutulmaması gereken gerçekleri, görmezden gelinen hikâyeleri ve bastırılmaya çalışılan mücadeleleri yeniden görünür kılmak içindir.
Elbette yalnızca bir gün yetmez. Ancak bu gün, yılın diğer 364 günü için bir söz verme anıdır:
Şiddete sessiz kalmayacağız.
Kadınların eşit haklarla yaşaması için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.
— Adaletin sağlanmadığı yerde vicdanı hatırlatmaya devam edeceğiz.
Bu köşe yazısı, sadece bir metin değil. Her birimizin etrafında yaşananları fark etmesi, dinlemesi ve müdahil olması gerektiğini hatırlatan bir çağrıdır. Çünkü bir kadının hayatı karardığında, toplumun vicdanı da kararmış olur.
Bugün, kadınların yaşam hakkı için, eşit bir gelecek için, çocukların annesiz kalmaması için ve bir daha kimsenin “Ben de sustum” dememesi için ayağa kalkma günüdür.
Unutmayalım: Suskunluk, şiddeti besler. Ses olmak ise hayat kurtarır.