SON DAKİKA

TAHTA KAŞIĞA ADANAN 60 YILLIK HAYAT

Bu haber 24 Ağustos 2020 - 8:03 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bitlis’in Ahlat ilçesinde bu yıl 949’ncusu kutlanmaya başlanan Malazgirt Zaferi kutlamalarına katılan Sakaryalı kaşık ustası Sabri Özşahin, (73) 60 yıldan beridir tahta kaşık üretiyor. Sakarya’da 4 köyün kaşık üretimi ile önemli bir yere sahip olduğunu belirten Sabri Özşahin, son yıllarda teknolojinin gelişmesi ile artık kaşık sanatına da eskisi gibi ilgi olmadığını söyledi. Sakarya’nın Alballar Mahallesinde oturduğunu ve 60 yıldan beri bu sanatla ilgilendiğini belirterek, şöyle konuştu: “Sakarya’da el sanatı olarak bilinen tahta kaşık bizim tarihimizdir. Taraklı ilçesine bağlı 4 köyümüz var. Ustalarımız Ahmet Yesevi’ye dayanır. Bizim köyümüzde çıraklarının türbeleri var. O tarihten bu yana, Alballar Köyü, Uğurlu Köyü, kemaller ve Esenyurt köyleri halen bu mesleği sürdürüyor.”

“MAKİNELEŞME MESLEĞİN GELECEĞE AKTARILMASININ ÖNÜNE GEÇTİ”

Kaşık Ustası Sabri Özşahin, 1990’lı yıllara kadar tahta kaşığın Sakarya’da önemli bir yere sahip olduğunu ancak, makineleşmeden sonra artık el sanatının gerilediğini belirtti. Özşahin sözlerini şöyle sürdürdü: “1990’lı yıllara kadar bizim geçimimiz bu meslektendi. Şu anda artık makineler var, artık elle yapan kuşak azaldı. Bu şimşir ağacıdır. Bunun özelliği bakteri almaz ve üretmez. Şimşir kaşıklar yemek yiyenlerde diş ve mide sorunu olmaz.

Şimşir ağacından sadece kaşık değil, tarakta yapılıyor. Bu tarakları kullananların saçında dökülme ve kepek asla olmaz. ‘Kel başa şimşir tarak’ sözü de buradan gelmektedir. Bunun anlamı tarağı kullanan insanlarda elektriklenme, kepek ve migren ağrısı olmaz. Tarihten bu yana bu böyledir. Yemek yeme ve yemek karıştırma kaşıklarımız ayrıdır. Her kaşıkla yemek yenmez. Bizim oralarda ‘Herkes kaşık yapar, ancak herkes ortasını bulamaz’ sözü vardır. İşte bu sözün anlamı da her kaşıkla yemek yenmezdir.”

“AVRUPA ÜLKELERİNE GÖNDERİLİYOR”

Özşahin, el emeği ile üretilen kaşıkların bakteri almaması nedeniyle Avrupa ülkelerindeki vatandaşlar tarafından özellikle tercih edildiğine de değinerek, “Bu kaşıklarımız bakteri almadığı için bugünlerde İngiltere başta olmak üzere Almanya, İtalya gibi farklı ülkelere de gönderiyoruz. Son yıllarda makineleşmeden dolayı mesleği geleceğe aktarmakta sıkıntı yaşıyoruz. Bizim dönemimizde okul olmadığı için el işlerine yöneliyorduk. İşyerlerimiz vardı. Oranın adı da kaşıkhanedir. Burada büyüklüklerine göre, 4-6 usta çalışır. Dedelerimizden, babalarımızdan öğrendik. Çıraklıktan başlayarak aşama aşama ustalığa kadar geliriz” şeklinde konuştu.